2020 yılına en “iyi” giriş yapan insan ödülünü bu sene almak istiyordum. Bunun için etrafımdan duyduğum yeni yılda yurt dışında olmak, bir tatil beldesinde olmak, beş yıldızlı bir otelde olmaktan daha “iyi”sini yapmam gerekiyordu. Aslında daha “iyi” bir giriş yapma yöntemini bulmam çok da zamanımı almadı.

Her yılın aralık ayı başından sonuna kadar insanları bir yeni yıl telaşı alır. Ben ise bu yıl, yeni yılın gelmesinin onları ayrı bir mutluluğa itmediği insanların hayatında değişiklik yapmak istedim. Bu yıl onlar da yeni yılın gelişinden mutlu olmalılar diye düşündüm. İşte yeni yıla böyle “iyi” girebilecektim…

Yazının devamını oku »

Yıllar geçtikçe e-ticaretin de gelişmesi kaçınılmaz oluyor. Amazon’un “drone ile teslimat” seviyesine kadar çıkardığı e-ticaret hizmetleri ülkemizde maalesef negatif yönde değişim gösteriyor. Kolay kolay firmalar ve hizmetleri konusunda kötü yorum yapmam, hele ki ilk defa denedikleri bir çalışmaysa bu. Ancak süreklilik gösteren hizmet sorunları hakkında da pek susmam, başka tüketiciler de durumu bilsin ve önlemini alsın diye bir şeyler karalarım. Yazının devamını oku »

CamperVan yapmaya karar vermiş ve yine bir önceki yazımda bahsettiğim yabancı çifte özenip, “Hello papa, oğlun geldi Almaya’dan(80 kuşağının hatırlayacağı Kemal Sunal’ın “Katma Değer Şaban” filmindeki gibi) diyerek Mercedes Vito bakmaya başlamıştım. Beni yakın tanıyanlar bilir ki, yeni bir ürün almadan önce günlerce hatta haftalarca araştırmalar yapar, excel tabloları oluşturur, fiyat/performans ürünlerini bulmaya çalışırım. Yine CamperVan yapacağım araç için de onlarca “sheet” içeren Excel dosyası oluşturmuş ve ideal aracımı araştırmaya başlamıştım.

Yazının devamını oku »

Eğer önceki yazılarıma göz atma şansı bulduysanız, 2000’li yılların başında kamp yapmaya başladığımı ve 2005’ten bu yana da kamp ve motosikleti birleştirerek ve hatta son dönemde 4×4 araçlarla da kampa gittiğimi okumuşsunuzdur. Son 5-6 yıldır bir karavan gördüğümde hep “yaşlanınca bunlardan alacağım bir tane” diyordum. Bir hafta sonu sabahı yine yataktan geç çıktığım bir gün, uyanır uyanmaz elime telefonu alıp Instagram hesabımı (OnurYollarda) kontrol edecektim. Bir anda “keşfet” bölümünde Mercedes Vito marka araçlı yabancı bir çiftin çadırdan hallice bir karavana sahip olduklarını gördüm. Üstelik hemen hemen benimle aynı yaştalar, hatta belki benden gençlerdi de… Sonra araştırmalarım sonucu “Van Life” denilen bu akımın yurtdışında ve yeni yeni de ülkemizde çok yaygın bir kamp çeşidi olduğunu gördüm.

Yazının devamını oku »

Son dönemde fark ettim ki televizyonu sıkça Netflix ve Youtube izlemek için açıyorum. Vakti zamanında “zaten çok televizyon izlemiyorum” diyerek satın aldığım Grundig marka Full HD ama extra hiçbir özelliği olmayan (Smart TV, dahili uydu alıcı vs. gibi) televizyonumla notebook’umu HDMI kablosu vasıtasıyla bir araya getiriyordum. Birkaç sene bu şekilde idare ettim ancak video ve fotoğraf düzenlemek amacıyla kullandığım programlarım (Photoshop ve Premiere) için bir harici ekran almıştım (ViewSonic 4K). İşte bu ekranın da gelmesiyle notebook’umda sadece 1 HDMI port’u olması nedeniyle sürekli HDMI kablosu takıp çıkarmak artık işkence olmaya başlamıştı.

“Apple TV diye bir şey vardı, ne işe yarıyordu ki acaba o?” diye araştırmaya başladım ve 4K bir Apple TV‘nin Mart 2019’da yaklaşık 1500 TL bir fiyatının olduğunu gördüm (neredeyse asgari ücret kadar). Elbette Youtube ve Netflix dışında oyun oynamak (kumandasıyla Nintendo Wii gibi tenis bile oynayabiliyorsunuz), internette gezinmek vs. gibi onlarca işe yarıyordu ancak beni hiçbiri ilgilendirmiyordu. Çünkü asıl yola çıkış amacım sadece bu iki platformu kullanmaktı, dolayısıyla pazarlama kandırmacalarına gelmeyecek ve alternatif çözümler arayacaktım (Youtube, Apple TV’den 4K video izlenmesini engellemiş, bu nedenle 4K özelliği sadece Netflix’te işime yarayacaktı).

Yazının devamını oku »

İstanbul’dan doluştuk bir minibüse, düştük Antalya yollarına. Bu yıl on dördüncüsü düzenlenen maratonda hem koştuk hem de keyifli anlar biriktirdik.

Adım Adım’ın “İyilik Peşinde Koş” projesi kapsamında sivil toplum kuruluşları için bağış toplayan binlerce insan, muhteşem bir ana tanıklık ederken, sosyal sorumluluklarını yerine getirmenin mutluluğu içindeydi.

 

2019 yılına girdiğimizde ilkin loguyu değiştirmekle başladım.

Yeni logo; doğa yürüyüşlerini ve kampçılığı sevmemi ifade eden “çadır” ve motosiklet, bisiklet, 4×4 ve bazen de sırt çantası ile düştüğüm “yollar”ın kesişimini ifade ediyor.

Sonra ekipman takviyesi yapmak gerekti. Bir gimbal aldım kendime, fotoğraf makinem için de yeni objektifler aldım. Malum artık birçok video fotoğraf makinesi ile çekiliyor.

En son sıra geldi video konularına… Bu yıl yine gezi videoları ve canlı yayınlar sürecek. Geçen yıl canlı yayınların sayısı çok az kaldı. Bu yıl Youtube üzerinden yayın yapmayı düşünüyorum. Yanısıra motosiklet test videoları ve yine farklı bir konsept gelecek ama sürpriz şimdilik 🙂

Takipte kalıp eşe dosta haber etmeyi unutmayın olur mu?

Yollarda görüşmek üzere ✌🏼️

https://www.instagram.com/onuryollarda
https://www.facebook.com/onuryollarda

 

Yıllardır girdiğim toplantılarda dolma kalem kullananlara karşı bakışım hep farklı olmuştur. Daha önce kol saatleri ile ilgili yazdığım yazıda da yer aldığı gibi “bir eşyanın ruhunun olması” beni daima cezbetmiştir. İşte dolma kalemler de uzun yıllar kullanabileceğiniz ve sizden sonrakilere hediye olarak verebileceğiniz ya da anı olarak bırakabileceğiniz eşyalardandır.

Dolma kalemler her ne kadar mantık olarak bana uygunsa da kullanılışta ne kadar uygun olup olmadığını anlamak için uygun fiyatlı dolma kalemleri araştırmaya başlamıştım. Bu araştırmalarım sonucu belirlediğim anahtar noktaları sizlerle de paylaşmak isterim.

Yazının devamını oku »

Sorento ile geçen 1 yıldan sonra sıra geldi diğer eksiklere… Biliyorsunuz aslında bir motosiklet kullanıcısıyım ve 2008 yılında yaptığım motosiklet kazasından sonra motosikletsiz kaldığım dönemde offroad’a merak salmıştım. Haliyle benim için otomobiller ve 4×4’ler ikinci sırada geliyor. 🙂 Kıştan kışa bindiğimi de varsayarsak, eksikleri tamamlamak için neden 1 sene beklediğimi açıklar sanırım.

Sorento’ya (nam-ı diğer Sorentosaurus) tavan sepeti uygulaması için uzun zamandır araştırma yapıyordum. Nasıl karar verdiğimi ve nereden satın aldığımı paylaşarak sizlere yardımcı olmak isterim.

Yazının devamını oku »

Hani birçoğumuz “dinlenecek sadece bir hafta sonumuz var” diye serzenişte bulunuruz ya, işte hem yürüyerek yorulacak ancak aldığınız keyiften dolayı da kendinizi oldukça dinlenmiş hissedeceğiniz bir parkur Pürenli – Hera (Hira) ve Balıklı Yaylası… İstanbul’a yaklaşık 240 km uzaklıkta olan Hera Yaylası yürüyüşüne, önce Gölyaka’da alışveriş yaparak başlayabilirsiniz.

Yazının devamını oku »