2020’nin ilk etkinliğinde “kar bize gelmiyorsa, biz kara gidelim” dedik ve Kuzuyayla’dan başlayıp, yaklaşık 1600 rakımdaki Kartepe Zirvesi’ne doğru bir yolculuğa başladık.

Bir önceki hafta yoğun tipi altında yapılan yürüyüşlerin aksine, bu hafta muhteşem bir hava karşıladı bizi. Öyle ki montlarımızın bize ağır geldiği yürüyüşte dönem dönem t-shirtlerimiz ile yürüdük.

1.30 metreye ulaşan kar kalınlığı, ilk defa bizim tarafımızdan ayak basılan arazide bizi zorlasa da çeşitli yükseltilerde karşımıza çıkan meşe, kestane, kayın vb. ağaçların karla karışık görüntüsü bize bol bol fotoğraf malzemesi verdi.

Son olarak gelecek yıl takvimimize yine bu rotada bir kar yürüyüşü ekleyecek şekilde sözleşerek; sucuk ekmek eşliğinde etkinliğimizi noktaladık.

Siz de düzenlediğim etkinliklere katılmak isterseniz, OnurYollarda sosyal medya hesaplarından (Instagram, Youtube, Facebook, Twitter) etkinlik duyurularını takip edebilir veya BURADAKİ e-posta bültenime üye olabilirsiniz.

Doğada görüşmek üzere.

2020 yılına en “iyi” giriş yapan insan ödülünü bu sene almak istiyordum. Bunun için etrafımdan duyduğum yeni yılda yurt dışında olmak, bir tatil beldesinde olmak, beş yıldızlı bir otelde olmaktan daha “iyi”sini yapmam gerekiyordu. Aslında daha “iyi” bir giriş yapma yöntemini bulmam çok da zamanımı almadı.

Her yılın aralık ayı başından sonuna kadar insanları bir yeni yıl telaşı alır. Ben ise bu yıl, yeni yılın gelmesinin onları ayrı bir mutluluğa itmediği insanların hayatında değişiklik yapmak istedim. Bu yıl onlar da yeni yılın gelişinden mutlu olmalılar diye düşündüm. İşte yeni yıla böyle “iyi” girebilecektim…

Yazının devamını oku »

Yıllar geçtikçe e-ticaretin de gelişmesi kaçınılmaz oluyor. Amazon’un “drone ile teslimat” seviyesine kadar çıkardığı e-ticaret hizmetleri ülkemizde maalesef negatif yönde değişim gösteriyor. Kolay kolay firmalar ve hizmetleri konusunda kötü yorum yapmam, hele ki ilk defa denedikleri bir çalışmaysa bu. Ancak süreklilik gösteren hizmet sorunları hakkında da pek susmam, başka tüketiciler de durumu bilsin ve önlemini alsın diye bir şeyler karalarım. Yazının devamını oku »

CamperVan yapmaya karar vermiş ve yine bir önceki yazımda bahsettiğim yabancı çifte özenip, “Hello papa, oğlun geldi Almaya’dan(80 kuşağının hatırlayacağı Kemal Sunal’ın “Katma Değer Şaban” filmindeki gibi) diyerek Mercedes Vito bakmaya başlamıştım. Beni yakın tanıyanlar bilir ki, yeni bir ürün almadan önce günlerce hatta haftalarca araştırmalar yapar, excel tabloları oluşturur, fiyat/performans ürünlerini bulmaya çalışırım. Yine CamperVan yapacağım araç için de onlarca “sheet” içeren Excel dosyası oluşturmuş ve ideal aracımı araştırmaya başlamıştım.

Yazının devamını oku »

Eğer önceki yazılarıma göz atma şansı bulduysanız, 2000’li yılların başında kamp yapmaya başladığımı ve 2005’ten bu yana da kamp ve motosikleti birleştirerek ve hatta son dönemde 4×4 araçlarla da kampa gittiğimi okumuşsunuzdur. Son 5-6 yıldır bir karavan gördüğümde hep “yaşlanınca bunlardan alacağım bir tane” diyordum. Bir hafta sonu sabahı yine yataktan geç çıktığım bir gün, uyanır uyanmaz elime telefonu alıp Instagram hesabımı (OnurYollarda) kontrol edecektim. Bir anda “keşfet” bölümünde Mercedes Vito marka araçlı yabancı bir çiftin çadırdan hallice bir karavana sahip olduklarını gördüm. Üstelik hemen hemen benimle aynı yaştalar, hatta belki benden gençlerdi de… Sonra araştırmalarım sonucu “Van Life” denilen bu akımın yurtdışında ve yeni yeni de ülkemizde çok yaygın bir kamp çeşidi olduğunu gördüm.

Yazının devamını oku »

Son dönemde fark ettim ki televizyonu sıkça Netflix ve Youtube izlemek için açıyorum. Vakti zamanında “zaten çok televizyon izlemiyorum” diyerek satın aldığım Grundig marka Full HD ama extra hiçbir özelliği olmayan (Smart TV, dahili uydu alıcı vs. gibi) televizyonumla notebook’umu HDMI kablosu vasıtasıyla bir araya getiriyordum. Birkaç sene bu şekilde idare ettim ancak video ve fotoğraf düzenlemek amacıyla kullandığım programlarım (Photoshop ve Premiere) için bir harici ekran almıştım (ViewSonic 4K). İşte bu ekranın da gelmesiyle notebook’umda sadece 1 HDMI port’u olması nedeniyle sürekli HDMI kablosu takıp çıkarmak artık işkence olmaya başlamıştı.

“Apple TV diye bir şey vardı, ne işe yarıyordu ki acaba o?” diye araştırmaya başladım ve 4K bir Apple TV‘nin Mart 2019’da yaklaşık 1500 TL bir fiyatının olduğunu gördüm (neredeyse asgari ücret kadar). Elbette Youtube ve Netflix dışında oyun oynamak (kumandasıyla Nintendo Wii gibi tenis bile oynayabiliyorsunuz), internette gezinmek vs. gibi onlarca işe yarıyordu ancak beni hiçbiri ilgilendirmiyordu. Çünkü asıl yola çıkış amacım sadece bu iki platformu kullanmaktı, dolayısıyla pazarlama kandırmacalarına gelmeyecek ve alternatif çözümler arayacaktım (Youtube, Apple TV’den 4K video izlenmesini engellemiş, bu nedenle 4K özelliği sadece Netflix’te işime yarayacaktı).

Yazının devamını oku »

İstanbul’dan doluştuk bir minibüse, düştük Antalya yollarına. Bu yıl on dördüncüsü düzenlenen maratonda hem koştuk hem de keyifli anlar biriktirdik.

Adım Adım’ın “İyilik Peşinde Koş” projesi kapsamında sivil toplum kuruluşları için bağış toplayan binlerce insan, muhteşem bir ana tanıklık ederken, sosyal sorumluluklarını yerine getirmenin mutluluğu içindeydi.