Hani birçoğumuz “dinlenecek sadece bir hafta sonumuz var” diye serzenişte bulunuruz ya, işte hem yürüyerek yorulacak ancak aldığınız keyiften dolayı da kendinizi oldukça dinlenmiş hissedeceğiniz bir parkur Pürenli – Hera (Hira) ve Balıklı Yaylası… İstanbul’a yaklaşık 240 km uzaklıkta olan Hera Yaylası yürüyüşüne, önce Gölyaka’da alışveriş yaparak başlayabilirsiniz.

Yazının devamını oku »

Üniversite yıllarımdan bu yana (yaklaşık 20 yıldır), fırsat buldukça doğada oluyorum. Bazen motosikletle, bazen arabayla, bazen sadece sırt çantasıyla… Geçen yıllar bana doğada nasıl daha konforlu hareket edebileceğim konusunda tecrübe kattı. Örneğin doğada kot pantolonla gezmenin bana konfor sağladığını düşünürken, kışın yaptığım bir hiking (trekking’den farkını yazının sonunda paylaşacağım) sırasında ıslanan paçalarım neredeyse beni yürüyüşten soğutmuştu. İşte bu yazıda sizlere yeni bir doğa yürüyüşçüsünün kışın yürüyüş yaparken dikkat etmesi gereken kıyafet ve ekipman seçiminden bahsedeceğim.

Yazının devamını oku »

Evet evet, tam olarak salondaki kırmızı siyah kanepemden bahsediyorum. Ayda 1-2 kez bisiklete binip 10-15 km sürmek dışında herhangi bir spor faaliyetimin olmadığı bir dönemde “yaa acaba bisikletle kaç km yol yapıyorum, ne kadar hızlı gidiyorum” diye düşünerek bir spor saati almak istedim (Garmin Fenix 3). Sonra her Türkün doğal davranışı olan, “madem parasını verdik, iyice faydalanalım” mantığıyla başladım koşuya (benzer bir motivasyonu her şey dahil otellere gidip, o dahil olan her şeyi yemeye çalışan Türk insanında da görebilirsiniz)

Yazının devamını oku »

“Müslüm” filmi

Yayınlandı: 04 Kasım 2018 / Sinema

Uzun zamandır gezi ve motosiklet dışında yazı paylaşmıyordum. Fragmanından etkilenerek gittiğim “Müslüm” filmi yazısı ile biraz farklı bir şeyler yazmak istedim.

Öncelikle, birçoğunun aksine bu tür abartılı olarak övülen filmlerde genelde beklentilerim düşük olur. Bazı filmler medyada ve sosyal medyada o kadar çok övülür ki, beklenti yükselir ancak izlendikten sonra ise büyük bir fiyasko olur. Bu filmde baştan düşük bir beklentiyle gitmemden ötürü olsa gerek filmi bazı açılardan gerçekten beğendiğimi söyleyebilirim. Yazının devamını oku »

2006’dan bugüne motosikletlerim

Yayınlandı: 22 Ağustos 2018 / Modeller, Motosiklet

Bugüne kadar sıralama yaparken zorlanmadığım ancak sayısı arttıkça hikayeleri de artan motosikletlerim hakkında bir yazı yazmak istedim. Bu yazının temel amacı, hafızamda tuttuğum birçok hikayeyi yazıya dökerek hafızamda yer açmak 🙂 Bu nedenle motorcu kişiliğim hakkında bir merakınız yoksa sanırım sizin için sıkıcı bir yazı olacaktır.

2006 yılının bir Şubat ayında, askere gitmeme henüz birkaç ay kala bir arkadaşımla birlikte satın alarak eve getirdiğimiz Honda CBR125R ile başladı maceram. Ailemden gizli ehliyet alabilmiştim, ancak kask, mont, eldiven vs. pek saklanacak gibi değillerdi ve benim motosiklet işine iyiden iyiye ısındığımı anlamışlardı. “asker dönüşü motosiklet alırım” cümlem, bugün son aldığım motosikletteki “bayram sonrası alırım” gibi sadece bir cümleden ibaret kalmıştı. Yazının devamını oku »

2 yıl önce satın aldığım 2013 model BMW F700GS, bana ne kadar da parasını hak eden bir motosiklet olduğunu göstermişti. Gürcistan dağlarında arızalanan benzin pompasına rağmen beni Türkiye’ye kadar ulaştırmıştı.

Kendisini ilk satın aldığım yerdeki bir BMW kullanıcısı bana “hastalığı kaptın, bir daha başka marka motosiklet düşünemeyeceksin” demişti. Gerçekten de öyle oldu, araştırdığım onlarca model sonrası yine tercihim BMW oldu (aynı model yılındaki başka markalardan binlerce lira daha pahalı olmasına rağmen vazgeçemedim).

İki tercihim olabilirdi, bunlardan ilki 2018 yılında üretilmeye başlanan F750/850 GS’ten birisi ya da yıllar boyunca kendini kanıtlamış olan R1200GS. Daha uzun ve daha konforlu yolculuklar yapmak istemem ve yeni F700GS’in eskisinden sadece 5 beygir daha fazla güç getiriyor olması beni R1200GS’e itti. İşte yeni hikayemiz başlıyor. Yazının devamını oku »

Hangi ayağa, hangi koşu ayakkabısı?

Yayınlandı: 05 Ağustos 2018 / Sağlık

Bu yazıyı okumaya başlamadan önce şu yazımı okumanızı öneririm.

Tabanlıklarımı aldım ve günlük kullanım için olanı günlük ayakkabımın içerisine koydum. Hissedilir derecede ayağımın tabanının yere daha hakim olduğunu fark edebiliyorum. Şimdi sıra geldi ayakkabılarımı değiştirmeye…

Daha önce de bahsettiğim gibi “yüksek arklı ayağa sahip olanlar genelde dışa bastığı” için internette kendime göre ayakkabı aradığımda emin olamıyordum. Çünkü örneğin “içe basanlar için en iyi 15 ayakkabı” yazılarında düz taban olanlardan bahsedilmiş ya da yüksek arklılar için olan ayakkabılara baktığımda “dışa basanlar için” yazısına denk geliyordum. Benim ayağım genellemelerin dışında kalıyordu 🙂 Yazının devamını oku »