Peugeot ile yeniden “yol”da olmak: Peugeot R13 İncelemesi

Yayınlandı: 08 Mart 2020 / Bisiklet

2013 yılında Merida bisiklet henüz ülkemizde yeni yeni duyulmaya başlamışken, TFS 300 model bir dağ bisikleti alarak dönüş yapmıştım spor amaçlı bisikletçiliğe. Uzun yıllar önce kullandığım kendime ait son bisiklet olan BMX’ten sonra (evet evet 90’larda çocuk olmak karakteriyim ben de) gerçek anlamda iyi bir bisikletle dağ tepe gezmeye başlamıştım. İstanbul’a taşındıktan sonra “burada dağ tepe bulmak zor” diyerek yol bisikletine geçiş yapıp da Merida’mı elden çıkardığımda geçen yılların Merida’yı nasıl da pahalı bir marka haline getirdiğini yakından hissettim. Öyle ki Merida marka yol bisikletlerini almak için bütçem yetersiz kalıyordu. Hatta sırf bu sebeple ilk yol bisikletimi sıfırdan kendim topladım diyebiliriz ( Adım adım bisiklet yükseltme: BTwin Triban 3 ).

Geçtiğimiz yıl yaz aylarında artık kendi topladığım bisikletten de ayrılacak ve tıpkı 2013’teki Merida gibi, pazarda tekrar var olma çabasında olan Peugeot ile yeni bir Merida vakası yaratmaya çalışacaktım. Bakalım geçen 9 ayda başarılı olabilmiş miyim? 🙂

1734’de doğan Jean-Pierre Peugeot, Peugeot ailesinin endüstriyel yöneliminin kurucusu olmuştur. İş hayatına dokumacılıkla başlayan Jean-Pierre Peugeot, ölümünden sonra varislerine bir boyahane, bir yağ fabrikası ve bir değirmen bırakır. Jean-Pierre’in iki oğlu, Jean-Pierre II ve Jean-Frédéric, 1810 yılında Peugeot Kardeşler şirketini kurarlar. Jean-Frédéric’in mülkiyetinde olan aile değirmeni, çelik dökümhanesine dönüşür. Peugeot ailesi 1840’da yaratılan ünlü kahve değirmeninin yanısıra yenilikler yapar ve kendi endüstriyel faaliyetlerini geliştirir. Aile testereler, yaylar ve şemsiye çerçeveleri üretir. Peugeot marka bisikletler, bu endüstriyel atılımdan nasibini 1886 yılında alırlar (yani burada 130 yılı aşkındır üretim yapan bir bisiklet markasından bahsediyoruz). 1926’da ise bisiklet ve otomobil üretimini ayırmak için Peugeot Cycles şirketi kurulur. Ardından 1941 de preslenmiş aluminyumla yapılan ilk Peugeot bisiklet tanıtılır.

1973’te 500 model ile Fransız pazarının lideri olan marka, ilkini 1905 yılında kazandıkları Tour de France’ı 1977’de onuncu kez kazanır. Peugeot, karbon bisiklet furyasına ise 1983 yılında çelikten 4.5 kat daha hafif ve 3.2 kat daha dayanıklı bir malzemeden oluşan bisikletleri ile dahil olurlar. Ayrıca sadece yol bisikletleri ile sınırlı kalmayan şirket, 1984 yılında Peugeot bir dağ bisikleti satan ilk fransız markası olmuştur.

1996 yılında, bugün de dünyanın birçok yerinde Peugeot bisikletlerinin pazarlamasını yapan Cyclegroup; üretim, satış ve pazarlama dahil tüm süreçlerin hak sahibi oldu. Ardından ilk hibrit bisiklet (2009), ilk konsept bisiklet (2010), 29 inch jantlı ilk fransız dağ bisikleti (2011) ünvanları gelir.

2000 yılından bu yana Tony Grimaldi’nin CEO’luğunu yaptığı CyclEurope, dünyanın 50’den fazla ülkesinde bünyesindeki markaların dağıtımını ve satışını yapmakta. İşte bunlardan biri de ülkemizde de özellikle son 3 yılda eskiden olduğu gibi tekrar gündeme gelen Peugeot bisikletleri.

İşte Shimano 105 – R7000 setli “R13”, ülkemizde de tekrar yollarda görmeye başladığımız Peugeot’nun yol bisikleti kategorisindeki bisikletlerinden birisi. Burada bir uyarıda bulunmak istiyorum; Peugeot Bisiklet Türkiye web sitesi ile bu web sitesindeki 2019 kataloglarında birbiriyle çelişen özellik açıklamaları var. Örneğin R13 için bir tanesi Shimano jantlı derken, diğeri Fulcrum jantlı diyor. Üstelik her ikisi de Tektro fren sistemli derken, bisiklet Shimano 105 fren sistemi ile geliyor. Satın almadan önce mutlaka bisikletin fiziken üzerinde ne var ne yok sormanızı öneririm.

Peugeot R13, 2018 yılında üretilen selefi GTR 950 ile benzer özelliklerde olmasına rağmen GTR 950’den daha renkli bir bisiklet. GTR 950’de kullanılan 105 – 5800 serisinden daha yeni 105 – 7000 serisi ile gelen bisikletin katalog verisi 9,11 kg. Benim ölçümlerimde ise pedal hariç 9,4 kg geldi.

Bisikletin üzerinde gelen 52-36 aynakol ve 11-28 ruble, yeni başlayanları yokuşlarda zorlayacaktır. Ben sıkça yokuşlarda sürmek zorunda kaldığım için bisiklet gelir gelmez rubleyi Schimano 11-30 ile değiştirdim.

R13 karbon maşası sayesinde yoldaki bozuklukları çelik ve aluminyum maşalara göre biraz daha fazla absorbe edebiliyor. Ayrıca maşanın getirdiği hafiflik de tartışma götürmez. Deda Zero marka gidon boğazı ve sele borusunun nasıl olduğunu zamanla göreceğiz, ancak ilk izlenim olarak özellikle gidon barların eski bisikletim Triban 3’e göre biraz kısa olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca kabloların kadro içerisinden geçmesinden dolayı olduğunu düşündüğüm bir ses problemi var. Ritmik olmasa da ara sıra kadrodan sesler geliyor ve henüz buna çözüm bulamadım.

2019 yılı Haziran ayında bu bisikleti biraz araştırmayla 4900 TL’ye satın almıştım. O dönem, sadece üzerindeki 105 – 7000 setin fiyatının 4400 TL olduğunu düşünürsek, geriye kalan jant seti, Shwalbe lastikler, kadro, sele borusu, sele, gidon vb. parçalara sadece 400 TL verdiğinizi bilmek bu bisikleti almak için gerekli motivasyonu sağlıyordu. 9 ay sonra bugün tekrar fiyatlarına baktığımda Schimano set’lerin fiyatı çok oynamasa da, bisikletin fiyatının 6.300 TL’ye geldiğini gördüm. Sanırım Merida’da olduğu gibi, yine doğru zamanda doğru bir markaya geçiş yapmışım. 🙂

Yazımda bahsettiğim Peugeot’un tarihçesinde yer alan bisikletlerin fotoğraflarıyla yazımı sonlandırıyorum. Kazasız ve keyifli sürüşler dilerim.

Sevgiler.

  1. Fotoğraf: 1886 yılında üretilen ilk model
  2. Fotoğraf: 1900 yılında üretilen Tricycle
  3. Fotoğraf: 1905 yılında kazanılan ilk Tour de France
  4. Fotoğraf: 1926 yılında üretilen iki kişilik bisiklet.
  5. Fotoğraf: 1941 yılında üretilen ilk preslenmiş aluminyum bisiklet
  6. Fotoğraf: 1973’te Tour de France’da yarışan bisiklet
  7. Fotoğraf: 1977’de onuncu kez kazanılan Tour de France duyurusu
  8. Fotoğraf: 1983’te üretilen ilk karbon bisiklet
  9. Fotoğraf: 2011 model bir Peugeot yarış bisikleti
  10. Fotoğraf: Konsept olarak üretilen bisiklet

yorum
  1. cabbar dedi ki:

    R13 modelin performans değerlendirmesi nasıl? Başka 105 setli bisikletlerle kıyaslayabildiniz mi?

    • Onur Özdemir dedi ki:

      Başka 105 set ile kıyaslama şansım olmadı ancak kendi topladığım Tiagra 4700’lü BTwin ile kıyasladığımda çok daha akıcı ve pürüzsüz vites geçişleri olduğunu söyleyebilirim rahatlıkla.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.