2010 Mini Cooper R57 Cabrio / Convertible

Yayınlandı: 16 Mart 2020 / Otomobil

Kısa bir süredir sahibi olduğum 2015 model Seat Leon’u, DSG’ye (Volkswagen grubun çift kavramalı şanzımanı) alışamadığım için değiştirmek istiyordum. Ayrıca yine hedefimde mümkünse arazi ve patika sürüşlerim için 4×4 bir SUV vardı.

Yazının başlığına baktığınızda “ne alaka” diyeceksiniz. Yaşadığım kafa karışıklığının benzerini yaşayanlar için bir “otomobil satın alım yazısı” yazmak istedim. Bakalım ne alakaymış 🙂

2020 yılı, sıfır otomobillerin piyasaya az sayıda gelmesinden dolayı ikinci el otomobillerin sürekli değer kazandığı bir yıl oldu (bkz. İkinci el araç satış fiyatlarının oluşması ve son dönemdeki yükseliş). Kasım ayında 87 bin TL’ye satın aldığım Seat Leon’umun piyasasının sadece 4 ayda 110 bin TL’ye geldiğini görünce, DSG şanzımana da alışamadığım için elden çıkardım (Çift kavramalı şanzımanlar evet çok az yakıt tüketiyor ve çok hızlı geçişlere sahip ancak düşük hızlarda konfordan ödün vermem gerekiyordu. Diğer yandan özellikle VAG grubunun çift kavramalı DSG şanzımanları saatli bomba gibi olduklarından, pahalı bir sorun yaşamadan satmış oldum).

Yeni alacağım otomobilin her şeyden önce tarzı olmalıydı. Motosikletle ya da otomobille sıkça yol yapıyorum ve sosyal medya için fotoğraf ve video çekiyorum. Dolayısıyla tarzı olan ve fotojenik bir araç tercih ediyorum. Yollarda bolca görülen standart sedan ya da hatchback araçlar çok da fotojenik değil. Sıkça yaptığım kamplar ve patika sürüşlerini de dikkate alırsak aslında hedefte 4×4 bir kamyonet ya da SUV vardı.

Kamyonetler her ne kadar ilgi çekici olsa da, ülkemiz mevzuatları nedeniyle tek araç olacak şekilde pek de mantıklı değiller. Eskileri konforsuz, yenilerinin motor hacimleri dolayısıyla vergileri yüksek, bazı köprü ve otoyollara giriş yasakları var, HGS ve OGS’yi yüksek sınıftan ödüyorlar, her yıl muayene zorunluluğu var, hız limitleri düşük vs. Dolayısıyla elde kalan opsiyon SUV idi.

Kaliteli 4×4 sistemine sahip olan SUV’ları; Jeep, Land Rover, Suzuki, Toyota olarak sayabilirim (elbette tüm modelleri değil). Burada da sorun olan konular yine bütçeme göre model yılının eskiliği, buna bağlı parça bulunurluğunun azalması ve sorunlarının artması, yeni modellerde vergilerinin yüksek olması şeklinde sıralanabilir.

Tüm araştırmalar ve analizler sonucu elde kalan marka ve model 2008 model bir Jeep Grand Cherokee 3.0 CRD olmuştu. SUV’larda benzinli modellere yaklaşamıyordum çünkü hem yakıt tüketimleri fazla hem de LPG takmak istemiyordum. Sonunda satın alabileceğim fiyata, çok fazla hasar kaydı ve hasarı olmayan iki tane GC 3.0 CRD buldum ancak bu arada ben aracımı satana kadar ikisi de satıldı. Artık nakit param var ancak araba bulamıyordum ve piyasa her geçen gün yükseliyordu.

Yavaş yavaş umutlar tükenmiş, GC’den vazgeçmiştim. Çünkü 95.000 TL civarı olan araçlar birkaç haftada 105.000 TL’ye çıkmıştı. Hem Leon’a göre çok vergi verecektim, hem çok yakıt tüketecektim üstüne bir de satın alırken neredeyse aynı parayı vermek istemiyordum. İşte o an karşıma bir araç çıktı; Mini Countryman S 1.6 ALL4…

İlk bakışta klasik bir şehir SUV’u olarak görünen bu aracın 2 yıl üst üste Dakar Rally’sini kazandığını görünce resmen aşık oldum araca… Üstelik çok istenirse 25.000 TL civarında bir Rally kiti ile aracı offroad aracına çevirebiliyordunuz. Akıllı dört çeker sistemine sahip aktarma organları, gerektiğinde tüm torku %100 olarak tek tekere verebiliyordu. Tüm bunları düşük motor hacmi ile yapıyor olması da hem yakıt hem de vergi avantajı sağlıyordu. Tek sorun şuydu ki, bu aracın tam donanımlısını ve temizini almak için fazladan 20 bin TL paramın olması lazımdı.

Hedefe Countryman koyarak, başladım Mini dünyasına girmeye… Mini Cooper ile Countryman aynı motor özelliklerine sahip olduklarından, amacım Mini dünyasına girip, bu araçları öğrenip zamanla para biriktirerek Countryman almaktı (hala da öyle).

Bu uzun giriş yazısı ile 4×4 SUV’dan Mini Cooper’a nasıl evrildiğimi anlatmış oldum (itiraf ediyorum buraya kalan kısım biraz günah çıkartma idi 🙂 )

Bütçeme göre Mini Cooper bakıyor, biraz da modelli olsun istiyordum, yani en azından 2010’lu yıllar olsun diyordum. Derken temiz ve düşük kilometreli “Cooper S” (184 beygir gücü olan modeller) bakarken, gözüm tertemiz görünen ve fotoğrafları harika çekilmiş olan 2010 model bir Cabrio’ya takıldı.

“bu deneyimi yaşamalı mıyım”, “bakımı nasıl acaba”, “mekanizmaları çok sık arıza yapıyor mu”, “İstanbul’da yazın üstü açık şekilde ne kadar süre binebilirim” gibi soruları araştırırken bir yandan da içten içe bu arabaya aşık olmuştum.

Bir cumartesi günü galeriye gidip de aracı gördüğümde “işte bu” dedim… Hani bir aracı alırken içinize sinmesi çok önemlidir ya, bu araç içime fazlasıyla sinmişti. Galerici ile yapılan sahibinden’deki liste fiyatı üzerinden 8000 TL’lik bir pazarlık sonucu aracı istediğim rakama satın almıştım.

Aracı alalı yaklaşık 1,5 ay oldu ve sizinle birtakım tecrübelerimi paylaşmak isterim:

  • Aracın süspansiyonları sert, dolayısıyla pek fazla çukur sevmiyor. İçi kaliteli ve konforlu ancak şehir içi bozuk yollarda yolculuk etmek konforsuz.
  • Eğer ön koltuktakilerin boyu 170-175 gibiyse arka koltuklarda 160-165 civarı birileri oturabilir. Ancak boyunuz benim gibi 180 ise, arka koltukta çocuk oturabilir sadece 🙂 Ön yolcu koltuğunda 180 boylu biri oturursa arka tarafa yine 160 boylu biri ile şehir içinde biraz kurtarabilirsiniz ama.
  • Bagajı minicik, bir kabin boy valiz sığıyor ve 25-30 cm bir boşluk kalıyor.
  • Motoru efsane… 184 beygirin yola nasıl yansıdığını gördüğünüzde ağzınız kulaklarınıza varıyor.
  • Direksiyon hissiyatı ve sürüşü çok keyifli. Bu araba için herkes “gokart keyfi var” diyordu, doğru söylüyorlarmış.
  • Tork konvertörlü şanzıman başarılı. Düşük süratte de DSG gibi sürekli vites değiştirerek tedirgin etmiyor.
  • Hem Türkiye’de hem de yabancı sitelerde binlerce aksesuar ürünü var. Aracı özelleştirmeniz çok kolay ve zevkli.
  • Son olarak tarzı var… Park ettikten sonra siz bile dönüp tekrar bakıyorsunuz 🙂

Bu araçtan öyle keyif alıyorum ki, Mini yazılarımın ve fotoğraflarımın devam edeceğini düşünüyorum.

Şimdilik hoşça kalın…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.