“Müslüm” filmi

Yayınlandı: 04 Kasım 2018 / Sinema

Uzun zamandır gezi ve motosiklet dışında yazı paylaşmıyordum. Fragmanından etkilenerek gittiğim “Müslüm” filmi yazısı ile biraz farklı bir şeyler yazmak istedim.

Öncelikle, birçoğunun aksine bu tür abartılı olarak övülen filmlerde genelde beklentilerim düşük olur. Bazı filmler medyada ve sosyal medyada o kadar çok övülür ki, beklenti yükselir ancak izlendikten sonra ise büyük bir fiyasko olur. Bu filmde baştan düşük bir beklentiyle gitmemden ötürü olsa gerek filmi bazı açılardan gerçekten beğendiğimi söyleyebilirim.

Bana kalırsa filmi birkaç açıdan değerlendirmek lazım. Birincisi; “bir aşk hikayesi”… Filmde Müslüm Gürses’in toplulukları kendinden geçiren (!) bir sosyolojik inceleme konusu olmasından öte Muhterem Nur’un “kendisine şiddet uygulayan” birine nasıl aşık olduğunu görüyoruz. Bunun da açıklaması olarak; çocukluğunu görüyoruz. Yani filmde incelenen bir başka konu “acılarla geçen bir çocukluk”. Şiddet içeren bir aşkın sebebi olarak çocukluğunda yaşanan travmaları gösteren filmi izleyenler, “Ahmet Kural ve Sıla” arasındaki olan biteni bir anda unutup, bir anda “ne büyük aşk yeaa” demeye başladılar.

Bu iki konuda da duygular bence izleyiciye çok başarılı bir şekilde geçirildi. Dolayısıyla filmde beğendiğim nokta bu oldu. Diğer yandan filmde eksik olan kısım (ki bence en büyük eksiklik), Müslüm Akbaş’ı “Müslüm Baba” yapanlardan çok kısa bahsedilmesiydi. Burada biraz “ticari kaygı” hissedildiğini düşünüyorum. Öyle ki, Müslüm Baba’nın “Baba” olduğu dönemdeki izleyici kitlesini Cezmi Ersöz’ün “Alem Buysa İsyanlardayız” yazısında görebiliriz (Müslüm Baba izleyicisi ne kadar elit olursa, o kadar para kazanılır):

Benim dünyamdaki insanlar Müslüm’ü ve onu sevenleri bir çamur olarak görürler. Nerde okumuştum, bilmiyorum: “Çamurun dibi parlaktır,” diyordu. “Pis olan yüzeyi geçtikten sonra, dibe inildikçe parlak bir ışık bekler sizi.” Haliç’e her gün dalan dalgıç Kadir de söylemişti aynı şeyi: “Haliç’in sen pisliğine bakma, dibi parlaktır,” demişti bir gün. Çamur saydığımız dünyadaki insanların, aşklarına, duygularına inebildik mi, hissedebildik mi bir kez olsun?

Filmde bu 90’lardaki Müslüm Gürses imajına katkı yapan “çamurda yaşayan insanlar” hızla geçilmiş ve bir anda Harbiye’deki “entellektüel “konsere atlanmıştır. Müslüm Gürses’in hayatındaki bu geçişini çok özet bir şekilde Can Dündar’ın şu belgeselinde görebilirsiniz.

Filmden sonra eve geldiğimde merak ettiğim bir konu da Müslüm Gürses ile babasının arasının ne durumda devam ettiğiydi. 8 Ocak 2010 tarihli Milliyet Gazetesi’nde yer alan habere göre, babasına sadece maddi yardımda bulunan Müslüm Gürses, bu küskünlüğünü babasını kaybedene kadar devam ettirmiş.
http://www.milliyet.com.tr/muslum-gurses-babasini-kaybetti-magazin-1183360/

Yine aynı gazetede çıkan ölüm haberi de burada:
http://www.milliyet.com.tr/muslum-gurses-vefat-etti-gundem-1675721/

Özetle; film benden 7/10 puan aldı. İzlenmeli mi, evet; ikinci kez izlenir mi, bence gerek yok.

Ekstra: Müslüm Gürses Belgeseli – NTV

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.