2006’dan bugüne motosikletlerim

Yayınlandı: 22 Ağustos 2018 / Modeller, Motosiklet

Bugüne kadar sıralama yaparken zorlanmadığım ancak sayısı arttıkça hikayeleri de artan motosikletlerim hakkında bir yazı yazmak istedim. Bu yazının temel amacı, hafızamda tuttuğum birçok hikayeyi yazıya dökerek hafızamda yer açmak 🙂 Bu nedenle motorcu kişiliğim hakkında bir merakınız yoksa sanırım sizin için sıkıcı bir yazı olacaktır.

2006 yılının bir Şubat ayında, askere gitmeme henüz birkaç ay kala bir arkadaşımla birlikte satın alarak eve getirdiğimiz Honda CBR125R ile başladı maceram. Ailemden gizli ehliyet alabilmiştim, ancak kask, mont, eldiven vs. pek saklanacak gibi değillerdi ve benim motosiklet işine iyiden iyiye ısındığımı anlamışlardı. “asker dönüşü motosiklet alırım” cümlem, bugün son aldığım motosikletteki “bayram sonrası alırım” gibi sadece bir cümleden ibaret kalmıştı.

Honda CBR 125R (2005 model) – Satın alma tarihi: Şubat 2006

Adındaki “CBR”a aldanmayın. Her ne kadar CBR serisi yarış motoru olmuşsa da 2005 model CBR 125’ler bir commuter’den halliceydi. Üstelik çok ince, çok hafif ve 13 beygirdi.

Dezavantaj olarak görünen bu özellikler aslında birçok kez beni kazadan kurtarmıştı. Yani motosiklet ani bir ön fren sıkması sonrası kayarak düşecekken çok rahat bir şekilde ayağımı yere koyup, tutarak düşmesini engelleyebiliyordum. İlk motosikletimi akıllıca seçtiğimi düşünüyorum.

Hyosung GT 250R (2006 model) – Satın alma tarihi: Nisan 2007

O dönemler (askerden önce ve askerden hemen sonrası) üye sayısı 30.000 civarı olan motosiklet.net sitesinin moderatörlerinden birisiydim ve sıkça motosiklet dünyasına ilişkin yazılar yazıyordum. Motosikletimi değiştirme isteğimi öğrenen o dönemin Hyosung distribütörü olan Global Motor AŞ. kendi test motosikletlerini çok uygun bir fiyata bana vermeyi önerdiler. Önerdikleri fiyat öyle makuldü ki hemen kabul ettim. 13 beygirden 29 beygire çıkarken 125cc’den de 250cc’ye üstelik çift silindire terfi etmiştim. Bu arada içimdeki “enduro” ve doğa aşkı sönmediğinden enteresan bir geçiş yaparak sıradaki motorumu satın aldım.

Aprilia ETV 1000 Caponord (2003 model) – Satın alma tarihi: Temmuz 2007

150-160 kg motosikletlerden bir anda 250kg civarı bir motosiklete geçerek iyi mi yaptım bilinmez ancak bir anda uzun yolda çok konforlu bir motosikletim olmuştu. Öyle ki Ankara’da yaşadığım o dönemde, motosiklete atlayarak öğlen yemeğimi Kırıkkale’de yiyebiliyordum. Caponord, gerçekten kullanması çok keyifli bir motosikletti. 6-7 lt/100 km’lerde yakıt tüketimi o dönem biraz can yaksa da onunla gezmesi bir başkaydı. Bu arada Hyosung GT250R’nın viraj performansının şaşırtıcı derecede Capanord’dan iyi olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.

Caponord’un ağırlığı, beni özellikle arazi koşullarında zorluyordu. Artık ne istediğimi bildiğimi düşünüyor ve bir sonraki motosikletime geçiyordum. İstediğim hem arazi performansı iyi olan hem de uzun yolda 120-130 km’lerde beni rahatça götürecek bir motosikletti.

Yamaha XT660R (2006 model) – Satın alma tarihi: Nisan 2008

İnternette gördüğüm bir XT660R ilanını aradım. Henüz 2000 km’de satılık bir motosiklet vardı ancak sahibi bana motoru sattığını ilandan kaldırmadığını söyledi. Telefonu kapatırken şu cümleyi söyledi “Ancak, eğer düşünürseniz motosikleti birlikte aldığım, aynı renkte ve km’de olan bir arkadaşım daha var. O da satmayı düşünüyordu, numarasını vereyim görüşün”. Telefon görüşmeleri yapıldı ve ustamı da yanıma alarak Ankara’da Ströer AŞ. binasının bir merdiven altından tozlar içindeki, henüz 2000 km’de olan Yamaha XT660R’ımı satın aldım. Bu motosikletin hayatımı değiştireceğinden habersizdim.

2008 yılının 31 Temmuz günü, Ankara’da lastiklerini değiştirmeyi ertelediğim motosikletimle bir kaza yaptım. Şanslıydım ki sadece bir el bileği kırığı ve çıkığı ile atlatmıştım kazayı. Ameliyat oldum ve 1 hafta hastanede kaldım. Motosikleti kazalı haliyle bir arkadaşıma sattım. Ardından birkaç sonra işimden istifa ettim (sonrasında yaklaşık 11 ay işsiz kaldım), kız arkadaşımdan ayrıldım. Her şey üst üste geliyordu sanki. Neyse ki 2009 yılının Kasım ayında yeni bir iş bularak motosiklet hayatıma uzun bir ara verdim.

Honda CBR650F (Sıfır km) – Satın alma tarihi: Mart 2015

Girdiğim işte kısa sürede birkaç terfi edip, en sonunda İstanbul’da genel müdürlükte bir pozisyona terfi ettim. Kazadan sonra birçok arabam oldu (’96 Land Rover Discovery I – ’01 BMW 3.16i – ’12 BMW 1.16ed) ve İstanbul’a da sıfır km aldığım BMW 1.16ed ile gelmiştim. Ancak İstanbul’da motosiklet olmadan sadece arabaya sahip olmanın bir zulüm olduğu birkaç ay içinde ortaya çıktı. Önce arabamın yanına bir scooter düşündüm, ancak ekstra bir bütçe ayıramayacak olmam sebebiyle arabamı sattım ve Ankara’dan sıfır km Bir Honda CBR650F satın aldım.

Yaklaşık 10.000 km kullandığım bu motosikletle birlikte ilk defa bir dört silindirli motosiklete geçiyordum. İvemelenmesi, hızı, görünüşü muhteşemdi. Bir süre sonra evimi işime daha yakın bir yere taşıdım ve bu sefer bu motosikletin yürütme maaliyetleri fazla gelmeye başladı. Şöyle ki, 3-4 km uzaklığımda olan iş yerime gidebilmek için dört silindirli bir motosiklet kullanmak demek, anlamsızdı. Çünkü 10 dakikalık yol için 2 dakika sadece motorun ısınmasını bekliyordum. Üstelik kısa mesafe olduğundan motosiklet tam randıman veremeden stop ediyordum ve bu motorun yıpranmasına neden oluyordu. Hemen şehir içinde bisiklet gibi kullanabileceğim uygun fiyatlı scooter aramaya başladım.

Honda PCX 125 (2015 model) – Satın alma tarihi: Eylül 2015

Yarış motosikletimin yanına bir de scooter olması, hayallerime çok yaklaştığım anlamına geliyordu (tam olarak hayalim bir sonraki motosikletle birlikte gerçekleşecekti). Hala kullandığım, “elim ayağım benim” dediğim bu scooter’a bir de isim koymuştum: “Fıtıfıtı”. 2.1lt/100km yakıt tüketimi ile adeta tüketmeyip bana “al abi çorba içersin benden olsun” diyerek çorba parası veriyordu.

Artık hem yarış motorum hem de scooter’ım vardı. Ancak sürekli dağ tepe gezme hevesim (aslında stabilize yollar ve uzun yollar diyebiliriz buna), tekrar enduro almam konusunda beni güdülüyordu. Yarış motorunun oturuş pozisyonunun getirdiği rahatsızlık ve çok fazla hız meraklısı olmamam sonucu CBR650F’i satışa koydum. O sene (2017) Yunanistan seyaheti planlıyordum ve kenarda yurtdışında birkaç aylığına yaşamak için ayırdığım param vardı. Yurtdışı yaşama planım suya düştüğü için onun için ayırdığım paraya üçüncü bir motosiklet aldım.

BMW F700GS (2013 model) – Satın alma tarihi: Temmuz 2016

Honda CBR650F’i satana kadar bir süre gençlik hayalimi yaşadım. Yani garajda 3 motosiklet birden vardı… Bir yarış motoru, bir enduro ve bir scooter… Bir motorcu daha ne isterdi ki 🙂 Yaklaşık 8-9 ay böyle gittikten sonra bir gün CBR650F için alıcı çıktı ve motosiklet sayım tekrar ikiye düştü.

F700GS ile motosiklet hayatımın ilk seri videolarını çektim. Youtube OnurYollarda kanalımda da görebileceğiniz (bu sitede de var), “10 Günde Yunanistan” ve “Doğu Karadeniz ve Gürcistan” seyahatlerimi hem bu motosikletle yaptım. 800cc motor hacmine rağmen 4,5lt/100km yakıt tüketimi, rahatlığı, konforu ve BMW kalitesiyle 2 yıl boyunca severek bindim. Ta ki, yine kaşıntım tutana kadar 🙂 Şimdi sırada bir başka hayalimi gerçekleştirmek vardı.

BMW R1200GS LC (2014 model) – Satın alma tarihi: Ağustos 2018

Aprilia Caponord’dan yukarıda bahsetmiştim. Gerçekten uzun yol konusunda ondan rahatını kullanmamıştım. O dönemler bir de övgüyle bahsedilen bir motosiklet vardı, o da BMW R1200GS. Gerçi o dönemki modelleri yağ soğutmalıydı ancak yenileri yani su soğutmalı olanları da çok yakışıklıydı. F700GS’ten sonra bir üst sınıfta düşünmediğim motosiklet kalmamıştı. Triumph Explorer 1200, KTM 1090 Adventure vs. hepsinin artısını eksisini yazdım bir kenara. Her seferinde R1200GS kazanıyordu. Zamanında beni F700GS’i alırken gören birisi şöyle demişti: “hastalığı kaptın, bir daha başka marka motosiklet düşünemeyeceksin”.

Bir hafta kadar önce satın aldığım 2014 model BMW R1200GS LC ile tam 1000 km yaptık. Ağırlığı dışında doğru bir karar verdiğimi düşünüyorum (238 kg ıslak ağırlığı var, sattığım F700GS’ten 30kg daha ağır 🙂 ).

Motosiklet geçmişimle ilgili bu yazıda kendinize göre bir şeyler bulabilir misiniz bilmiyorum, ancak burada bahsedilen motosikletlerle ilgili sorularınız olursa lütfen yorum olarak bırakın. En kısa zamanda dönüş yaparım.

Sevgiler…

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.