Honda VFR800 ABS

Yayınlandı: 22 Aralık 2008 / Modeller, Motosiklet

Bu yazıyı yılların motosiklet birikimi olmasa da yılların internet birikimine dayanarak hazırladım. Umarım faydalı olur…

Honda’nın VFR modelleri, 20 yılı aşkın bir geçmişe sahip.İlk kez 1983’te spor motosiklet arenasında patlama yapıp,3 yıl boyunca Superbike yarışlarında boy gösterdikten sonra 1986’da alüminyum şasili Super soft olarak piyasaya sürüldü.O günden bugüne düzenli olarak 4 yılda bir yenilenen VFR,spor gezi motosikletleri sınıfında adından çok söz ettirdi ve yol yapmayı seven “ince zevk sahibi” bir sürücü kitlesi tarafından sahiplenildi.

Özellikle Avrupa’da çok popüler olan ve son modeliyle sınıfında en çok satanlar arasında yerini alan VFR’ye Türkiyede’de artan bir ilgi var.Bu ilginin ardında yatan ise sunduğu sport touring performansı ve 2 kişilik gezi konforu.
Düşük-orta devir aralıklarında güçlü motora sahip olması,düşük yakıt tüketimiyle daha uzun menzil vaat etmesi,uzun ön camın avantajı,sürüş koşullarına göre arka süspansiyonlarının kolayca ayarlanabilmesi ve hırsızlara karşı güvenlik önlemlerinin arttırılmış olması da ilgiyi artıran diğer faktörler.
VFR’nin yeni keskin imajı,Honda’nın Avrupa ve Japonya geliştirme merkezleri arasındaki işbirliği sonucunda yaratılmış.

Örneğin güçlü V4 motorunu; zincirden tahrikli kam mekanizması ile hafifletilmiş ve V4 VTEC adı verilen yeni 2 kademeli sübap kontrol sistemi tasarımı ile güçlendirilmiş. İki kişilik yolculuk düşünülerek daha çevik bir sport touring performansı için şasisi yeniden ayarlanarak taşıma kapasitesi artırılmış.
VFR, performansı ve konforu en üst düzeye çıkarmaya çalışırken rüzgar direncini de en aza indirmek için aerodinamik bir tasarıma bürünmüş. Far grubu 2 adet uzun far hüzmesinin altına yerleştirilmiş olan iki kısa far hüzmesinden oluşturulmuş ve bu 2+2 aydınlatma sistemi VFR’yi daha yırtıcı kılmış.
VFR’nin yeni motorundaki en yenilikçi özellik olarak iki kademeli “V4 VTEC” sübap kontrol sistemini söyleyebiliriz. Bu sistem, sarsıntısız, güçlü motorun torkunu en yüksek düzeye çıkarmak için orta devirlerde motorun silindir başına 2,yüksek devirlerde ise 4 sübabın beraber çalışmasını ve her iki durumda da motordan yüksek performans alınmasını sağlıyor. Yaklaşık 7000 devirde motorun tüm karakteristiği aniden değişiyor; devir göstergesi kırmızı çizgiye doğru geldikçe bu değişimin etkisi daha da belirginleşiyor. VFR’nin yeni V4 VTEC sistemi, düşük hızlarda daha sessiz çalışmak gibi başka bir avantaja’da sahip.Yeni sistem daha sarsıntısız, daha sessiz çalışıyor,daha fazla tork sağlıyor ve düşük hızda şehir içi sürüşlerde gaz kolunun çevrilmesine daha yumuşak tepki veriyor.Ancak 7000 dev/dak’nın üzerindeki değerlerde çıkardığı güçlü ses, super sport kökeniyle ilgili hiçbir şüpheye yer bırakmıyor.

############################

Genel bilgilerden sonra şimdi de VFR sahibi olan motorcuların bireysel görüşlerine yer verelim.

abs’yi devreye sokup sokmadığımı farketmedim hiç aslında, ama çok sert bir iki fren yaptım. transalpten inen biri olarak (ve belkide çokda iyi kullanamıyordum frenleri) patenden çivili ayakkabıya geçmiş gibi oldum.(evet abartıyorum, ama o kadar da zınk diye duran bir makine ki henüz yeterince açılmamış olabilir frenler)
transalpten inme olduğum için çok ağır olduğunu söyliyemicem.zaten TA’yida çoğunlukla artçı varken kullandığımdan ve vfr de sadece 10 kilo civarı daha ağır olduğundan dururkenki ağırlığı bana fazla gelmedi.

sonuçta ben sadece iki gündür kullanıyorum ama trafikte ta’da yapabildiğim kadar dar aralardan şerit değiştirmeler yapamasamda (gidon turu yetmiyor çünkü) son derece rahat yol alabiliyorum (şerit aralarından yani). aslında motor tasarım olarak daha alçak ve kompakt olduğundan olsa gerek daha bir bütün hissettim kendimi ta’ya göre.

benim çektiğim tek sorun oturuş pozisyonu yüzünden yoğun trafikte el bileklerime çok fazla yük binmesi, yumurtalıklarımın deponun üzerinde yaslanıp sıkışıyo olması ve inince attan inmişim gibi bacaklarımın ağrıması.
ama alıştığım zaman geçeceğini umduğum şeyler bunlar.Ta’da bile 1 ay boyunca boynum omuzlarım bacaklarım ağrımıştı.

yinede “boş yol olsada şööle uzayıp gitsek” diyen türden bi motor bence.
gazı oldukça yumuşak olmasına rağmen, adamakıllı çevrildiğinde “arkadaki arabalar kalkmadan ilerdeki ışıklarda oluruz abi” diyen bi motor.

Vtec olan başka motor var mı bilmiyorum ama 7.000 devirden sonra vtec acıyor ve cok güzel bir ivmelenme kazanıyor.270-280 km hızada rahat cıkabiliyor.Abim cok memnun ve gene vfr alacak.Bu motoru benım duydugum ve bildigim kadarı ile honda üst düzey personeline vermiş kullanmaları için daha sonra talep cogalıncada dışarıyada satmaya başlamışlar.100-200 bin km bir şey degil diyorlar o makinalar için.Alayım ve sorunsuz bir şekilde uzun süre kullanayım diyorsanız vfr den şaşmayın.Tek kötü yanı makasa falan girerken 7 bin devir civarlarında fazla atraksiyon yapıp vtec i acıp önünüzdeki arabaya yapışmayın ve teker yapacam diye ugraşıp tekerde 7 bin devire yakalanırsanız ve vtec acarsa aynen sen hastahane motorda servise durumları ortaya cıkar…

2005 VFR yi yaklaşık 150km kadar kullandım …Uzun yolda bu alet inanılmaz konforlu kendimi otomobil kullanıyor gibi hissettim gerçekten çok keyifli idi….özellikle V4 olması sesinin ve torkunun bir başka olduğunu belirtmek isterim

VFR yi 2 sene sonra almayı düşünüyorum şuan için erken diyorum ama VFR kesinlikle tecrübe edilmesi gereken ve bence HONDA nın en başarılı ürünü…(CBR 600F-CBR 600RR-HORNET 900-TRANSALP 650-VARADERO 1000) gibi aklınıza gelecek tüm honda ürünlerini kullandım….

Honda’nin normal VTEC kullanan arabalarinda da ayni cift karakter olayi vardir. Bir tur turbo gecikmesine benzer davranis vardir bunlarda. Belli devire gelmeden calismayan ekstra subaplar yuzunden guc ve tork dusuk seviyededir. Bu devire gelince aniden guc kazanir araba. Herhangi bir sebepten tam bu sinirda gitmek durumdan kalirsaniz, surekli acilip kapanan VTEC yuzunden rahatsiz bir arabaniz olur. Ayni rahatsizlik VFR icin de gecerliymis. Kullanmadim, ne derece dogru veya ne kadar ciddi bir huzursuzluk yaratiyor bilemiyorum ama Honda bu sorunu gidermek icin arabalarinda i-VTEC (Integillent VTEC) sistemine gecti. Boylece aracin mevcut durumunu (hiz, egim, ne kadar gaza basiliyor vs.) sensorlerden ogrenen ECU, VTEC’in ne zaman acilacagina karar veriyor. Eminim bir sonraki VFR’da -eger VTEC kullanimi surerse- statik sistem birakilip buna gecilecek

vfr icon bike kategorisine erişmiş bir makina.
vtec li vtec siz abs li abs siz farketmiyor.
98 yılına kadar 400cc ile başlayan macerası 750 ye varmıştı.
99 itibarı ile 800cc ve enjeksiyona geçti . ki benimde şu an kullandığım vfr 99 model (50 kusur bin km de)
sonrasında sanıyorum 2003 den itibaren vtec ve abs seçenekleri gündeme geldi.
istediğinizde bir sport bike istediğinizde ise touring bike olarak kullanabileceğiniz esneklikte.

sport makinalara göre daha düşük devirlerde tork verebilmesi bakımından kullanımı oldukça rahattır.

oturma ergonomisi segmentindeki en ergonomik motor olmasını sağlar.
4 silindirli V motoru çok uzun seneler ve km ler boyunca sorunsuz çalışır. az bakım gerektirir. (ben 50 küsür bin km dir benzin almak, yağ değiştirmek, arada fren balatalarını, lastikleri ve bir kez de zincir dişli takımını değiştirmek dışında herhangi bir masrafa girmek zorunda kalmadım.
tehlikelerden hızla uzaklaşabilecek (hatta daha fazlası) akselasyona (0-100 u 99 model de 3.4 sn idi sanırım vtec lerde biraz daha performanslı olabilir) ayrıca yol alırken yine beklentilerinizi her zaman karşılayan bir esnekliğe sahip.

pek çok motosiklet denememe rağmen kendi kategorisinde alternatifine henuz rastlamadım. Sanırım ancak başka bir segmente geçmek istediğimde yada yeni bir vfr almak istediğimde değiştirmeyi düşünebileceğim bir makina. (zafer çok kötü ettin o vfr yi elindem kaçırmak ile )
sarfiyatı kullanım şeklinize göre değişkenlik gösterebiliyor.
örneğin ben çok yüksek sürat otoban kullanımında 10litreleri aştığım gibi
100-120 km sabit hızlarda 5-6 litreler arasında da kaldım.
özellikle kirli hava filtresi ve eski buji ye çok duyarlı bir arkadaştır kendisi. bu durumlarda sizi asla yolda bırakmaz ancak yakıt tüketimini normalden çok fazla arttırarak sizi uyarmayı da ihmal etmez.
bu arada nedendir bilinmez türkiyede bilinirliği ve ikinci el piyasası nerede ise yok gibi idi. Son çıkan vtec modelinden sonra biraz daha bilinmeye başlandı ama alınıp satılacak bir makinadan ziyade alınıp uzun süreler kullanılacak bir makina ularak düşünülmesi yerinde olur.

kendi düşüncem olarak sağlamlık ve dayanıklılık bakımından sport touring segmentinin KTM i dir diyebiliriz.

Sürüş pozisyonu Fazerden çok daha yatıktır. CBR600F’e yakın diyebilirim.
VFR de kıvrak sayılabilir. Ama şehiriçinde fazer kadar kıvrak olmasına imkan yok. Fazerin, özellikle de FZ6nın tur değeri inanılmaz. Kısa alanlarda manevra kaabiliyeti çok fazla…

Ammmmmmaaaaa Fazer ile VFRnin çok ciddi klasman farkları var… Teknolojiden, güvenliğe kadar her alanda VFR ezer geçer.

Herşeyiyle FZ6’dan çok daha oturaklı ve stabil bir makina..

vfr yi sehir icinde kullanmayi dusunuyorsaniz. bende size hata yapiyorsunuz derim. gercekten dar sokaklarda veya geri manevra yapmak istediginiz zaman cok zor. cunku didon fazla donmuyor. ama torku, hizi, albenisi muhtesem makina. bizim zeki de var. 2 kisi cok guzel yol yapiyorlar esi ile.
abs vtec falan da arti ozellikleri zaten. eski modellerdede on freni sikinca arka frenide ona gore belli bir oranda sikan sistem vardi. her zaman frenaji iyi olmustur

Yaklasik 4 aydir 2004 model bir VFR 800 ABS sahibiyim ve motor su anda 8500 kilometrede… 21 milyar verecegim icin bu motoru almadan once oldukca ince eleyip sık dokuyarak bir arastirma yapmistim ve motora asik olmustum. Askim motoru kullanmaya basladikca daha da artti acikcasi…

Motorun beni en etkileyen ozelliklerinden birisi oturus pozisyonu… motorun tasarimi spor motorlara yakin oldugu icin cok one yatiyormussunuz gibi geliyor ama oyle degil… Motor ile İstanbul’dan Kas’a gittim sadece bir kere yarim saatlik yemek molasi ve iki kez benzin molasi verdim. Kalça, kol, bacak, omuz, bel ve sırt agrisindan eser yoktu. Aksam Kas’a vardigimda sabaha kadar barlarda tepindim bile.

Motorun diger bir güzel tarafı sesi… tabii bu subjektif bir konu ama VFR’nin sesi kadar hosuma giden bir motor sesi duyamadim daha…

Vtec motor 7000 devire kadar valflerin yarısını, 7000 devirden sonra tümünü calistiran bir sistem…. Böylece motoru 7000 devire kadar touring gibi, 7000 devirden sonra sport motor gibi kullaniyorsunuz. Bi de 7000 11500 devir arasi motor birden ataga kalkiyor ve motorun sesi birden degisiyor. Yani çift karakterli… Bu özellik benim hosuma gidiyor ama bunu tehlikeli bulanlarla da karsilastim…Virajda motor yatikken dikkat etmeniz gerekiyor.

Diger sevdigimi ozelligi inanılmaz viraj stabilitesi… Motor virajlari sanki kendisi donuyor…

ABS ve Combined Brake System diger artılari ki ABS bir kere hayatımı kurtardi…

Sahsen VFR hergun, yaz-kis ise giderken ve uzun yolda kullandim… Cok cok memnunum… hatta sehir ici ve off road icin Freewind’i satmadim ama VFR’yi aldiktan sonra sehir icinde bile Freewind’e binesim gelmedi.
zincir kısmı ise yine çok rahat. zincir ayarı falan özel bir mekanizme ile çok kolay yapılabiliyor. ve 28 bin km de ilk sahibinin yapmadığı bakım ve yanlış kullanımı sebebi ile değiştirdiğim zinciri 50 bin km ye kadar sadece 1 defa germek sorunda kaldım. klasik zincir bakımını yapınca epey uzun hizmet veriyor zincir.

uyguladığım zincir bakımı ise 300-400 km de bir yağlamak ve 600-700 km de bir de temizlemek (mazot ile) den ileri gitmiyor.

Düsük devirde kullanirsen (4000-5000) 100 km’de 4-4.5 litre benim hesapladigim kadariyla ama 10000 devirlerde benzin tuketimi ucuyor tabii…

Motor 6. viteste 7000 devirde-hatirladigim kadariyla-160-170’e cikiyor. Benim düzgün ev bos yollarda seyir süratim genelde 140-150 bu da 6. viteste 5000-6000 devre denk geliyor.

VFR Özellikle yeni modellerini hiç düşünmeden alırım. Kullanımı çok rahat, top, side case takabilme şansınız var. 4 silindir olması sebebiyle vibrasyon olmaması sebebiyle GS ile karşılaştırılmaz bile. Artçı açısından belki GS kadar rahat olmayacaktır ancak, bu güne kadar VFR artçılarının pek fazla şikayetçi olduğunu duymadım. Heleki Top ve Side case taktırıp artçınızla öyle bir gezinti düşünüyorsanız daha da konforlu olacaktır.

Ben CBR XX1100 ile buradan çıkıp 1-2 kısa mola ile İzmir’e gidiyorum. İstanbuldan çıkıp molasız Ayvalık (karadan) yapabiliyorsam VFR ile yapılan yolculuğu siz tahmin edin. Benim motorumda oturuş pozisyonu VFR ye göre daha yatık ve ben pek fazla yorulmuyorum. VFR nin oturuş pozisyonunun benim motoruma göre çok fazla konforlu. VFR ile İstanbul İzmir seyahatini abartısız olarak söylüyorum mola vermeden non stop giderim. Bu durumda rahatlık konusunu tahmin edin.

VFR spor tur karakterli kendi sınıfında rakibi olmayan bir makine. Oturuş şekli seni o kadar korkutmasın. Bende
genç delikanlı değilim ama CBR 600 F ile şehirlerarası kullanımda pek zorlanmıyorum. VFR hem gidonu 4 cm. bizimkinden daha uzun hemde süspansiyon sistemi bizimkinden daha güzel bir makine. Fren olarak da test sonuçları itibari ile nerdeyse dünyanın en iyi netice veren motosikleti. Hatta aramızda VFR’yi adeta Enduro gibi kullanan arkadaşlarımız bile var. Tecrübe ile orantılı olarak tabii.

Dizindeki rahatsızlığın ciddiyetini bilmediğimden bu konuda bir yorum yapamayacağım. Ama şu anda halen motosiklet kullanabiliyorsan VFR’nin oturuş pozisyonuna kısa zamanda adapte olursun diyebilirim. Zaten spor karakterli makinelerde oturuşun rahatsızlık verdiği ayaklar ve dizler değil asıl bilekler, kollar ve omuzlardır. Belki buna beli de ekleyebiliriz. Ama kaslarımız hemen her ortama adapte oluyorlar. Birkaç gün veya en fazla 1 hafta sıkıntı olabiliyor. Bu da kişinin sportif olup olmadığı ile ve kilosu ile orantılı.
Yani aşırı kilolu (Benim gibi) ve son zamanlarda hareketsiz kalmış birisi bile en uzun 1 hafta sonra adapte oluyor.

Bu arada VFR Almanya’daki Motorrad dergisi test sonuçlarına göre halen en iyi puan toplamış motosiklet. İlk 20’de ise 1000 cm3 altındaki tek ama birinciliğe oturmuş bir motosiklet. Bunuda bilgi dağarcığımıza eklemek istedim.

Sonuçta madem hoşunuza gidiyor bence tereddüt etmeden alım için çalışmalara başlayın. 4 silindir keyfini bir yaşayın. Fazla kuruntu yapmayın kendinize. Siz zaten motosiklet kullanıcısısınız. İkitekerli olan her makine aşırı ağır olmadıktan sonra (Goldwing vs gibi) sizin kullandığınız makinelerden sonra size sıhhi anlamda zorluk yaratamaz.

Şehir içinde fanının hemen açıyor ama hiç hararet yaptığını görmedim. Zaten VTEC olduğu için düşük devir torku yeterli menavra hızı sağlıyor. Ama asıl keyfi uzun yolda, kesinlikle katılıyorum.

Sürüş posizyonu bence rahat. Alışmak lazım tabiki. Bu konuda en iddalı motorlardan biri olduğunu okumuştum. Ergonomik olarak ideal pozisyon olduğunu belirtmişler. Ancak yüksek boyluar için helibar takılması mümkün (Gidonu yükseltmek için). Benim boyum için helibara gerek duymuyorum.

Şehir içinde aslında yazdım ama anlaşılmamış olabilir. Düşük devir torku yeterli olduğu için vitesten bağımsız gerekli manevra hızını kazanıyor. Tabi buradan kastım 5. viteste kalkmak değil ama düşük hızlarda 2-3 veya 4. viteste bile gaz verdiğim zaman yeterli ivmeyi alabiliyorum. Buda şehir içinde fren gaz kombinasyonumda atiklik için yeterli oluyor.

Geçen yaz trafikte kullandım. Hararet yapmadı. Su sıcaklığı 100’ü gösterdiği anda fan açıyor. 2. Köprüde köprü girişinden kavacığa kadar motorun bile geçecek yer bulamadığı yarım saatlik trafikte en fazla 104 dereceyi gördüm. Onda da ilk hızlanmam ile sıçaklık düştü.

Burada sicak konusu motor için değilde sürücü için biraz problem. Dikkat ettiyseniz radyatörler iki yan tarafta.(Varalarda da böyle) Burada gelen sıcak biraz ayakları pişiriyor. Temmuz sıcaklarında beni pişirmişti açıkçası.

Motordaki bence tek hendikap debriyaj. Hidrolik olmasına rağmen biraz sert. İlk başlarda elde ağrı yapabiliyor. Teknik olarak yumuşatma imkanı yok. Gerçi artık pek hissetmiyorum. Ya alıştım, yada o eskidikçe yumuşuyor

VFR em 1,5 ayin sonunda 3500 km ye ulasti ;
1 Kiyikoy , 1 Sile , 1 Yunanistan ve bol bol istanbul ici kullanim ise gidip gelme olarak kullandim , oturus pozisyonu ilk 1000 km de sirtimin ortasinda bir agri yapti , fakat sonradan gecti , sanirim ilk km lerde kendimi kasmaktan oldu , su an cok guzel gidip geliyorum agri magri yok ,
bugun benzin tuketimini olctum en son , 1 haftadir ise gidip geliyorum , 100 km de 6 lt nin cok az altinda yakiyor , 5.96 lt felan
sesi bildiginiz gibi super , arabalar aralari acmadigi zaman iki serit arasinda , bi ara gaz ; en az 2 ser metre saga sola zipliyolar , saka tabiki ivmelenme harika , 7000 devir sonrasi acaip bisiy su vtec ama 150 km yi gecmek gerekiyo , o da sehir icinde imkansiz benim icin , sehir disindada az yerde olabiliyo , yunanistanda bol bol olabildi mesela
toprak yol olarak 1200gs ve 650 gs in girdigi her yere girdim , ama hizli gidemiyorum uzuluyo insan cillop gibi makina , traktor diilki , incinir nazlanir felan
ilk 1000 km bakimda 95 mio para odedim , yag ivir zivir parasi , zincirim felan ozel sivilarla temizlendi vs. vs.
4000 km de yag degiscek sadece ,
6000 km de bi bakim var , sonra 12000 km de , 18000 km de …
yag ise 3000 km de bir degisecek
Pazarbasinin hem ustasindan hem servisinden memnunum simdilik , bi sorun yok yani , muhabbet felanda iyi , bide yenikoy hem parka musait , hem guzel manzarali , bakimi beklerken gidip takanikte balik yiyebiliyosunuz

transalpten sonraki bu motor için izlenimlerime gelince :

* Düşündüğümden çok daha yumuşak huylu bir gaz kolu olduğunu farkettim,arkadaşlarında dediği gibi transalpte alıştığım şekilde gazı çevirdiğimde altımdan kaçmaya çalışmak gibi bi huyu yok.
(evet ben bundan çok korkuyodum).Sadece daha hızlı ve rahat gidiyo.

* ortalama 50-60 km hızla sürdüm , yani 1 ve 2. viteslerde 5000 devirleri pek geçmemeye çalıştım.Trafikte sürekli fan açık seyretmek durumunda kaldım ama açıkçası transalptede bu böyleydi (sadece daha sıcakken)

* gidon turunun az olmasının sıkıntısını sadece dar bi yere parketmeye çalışırken çektim.Tur yetmiyor ve geri geri ayaklarımla itmem gerekiyo.(bazen tabi)

* trafikte manevra kabiliyeti bence çok risk almadan trafikten hızlı gidebilmek için son derece yeterli.Özellikle dar u’larda transalp le döndüğüm gibi dönemeyeceğimi düşünürdüm ama meğerse ta’nın bile gidonunu sonuna kadar çevirmiyomuşum. yani bi sıkıntı çekmedim.

* çok yavaş hızlarda bana ta’dan daha dengeli geldi, ve yatarken insan kendini çok daha güvende hissediyor.

* frenler ta’dan sonra inanılmaz geldi açıkçası.Herhangi bir kayma ibaresi görmedim.

* Beni -duygusal- olarak itip itmeyeceğini bilmediğim bir motordu ama başlangıç olarak beni sevdiğini düşündüm motorun.bununla kastettiğim şey oturup gazı çevirip 200 metre gidip benzinliğe girdiğimde kafamdaki birçok korku yerini meraka bırakmıştı. Rahattı ve gidiyodu işte

* oturma pozisyonu bi garip açıkçası, ne tam yatıyorum ne de tam dikim ve biraz kasıldım açıkçası, bileklerime ve avuç içlerime özellikle ayaklarımı yere indirdiğimde bayaa bi yük bindi.belim ve boynum zorlandı biraz. ama ta’da bile ilk bindiğim zamanlarda bir türlü dinmeyen ağrılar vardı. O nedenle alışamamış olmama bağlıyorum.

* motor gerçekten ağır ama ta’dan çok daha ağır gibi gelmedi bana.

biraz karmakarışık yazdım kusura bakmayın
Ama genel olarak şöyle diyebilirim :
“abi bu motor süper bi olaymış yaw”

şehir içini ölçmedim ama bergama dönüşü 196 km de 13 litre benzin aldım. susurluk ulusoy tesislerinde.şehir içinde depo yu genelde 250kmden once doldurmak zorunda kalmıyorum.

Makine rahatlıkla 200km görüyo. 6. vites 165km de 7500 devirde vtec devreye giriyor. Harika bir duygu. Tam asfalt makinası. Engebeli yolda zıplatıyor. (arka amortisör ayarlarını yumuşağa almanı tavsiye ederim)
Şehiriçi kullanımı rahat değil. Trafikte yoruyo.

Km’de yakışı tamamen VTEC ile ilgili. Sesini duymak isteyip bol bol VTEC açınca biraz yiyor. Ama 90 Km sabit hızda çok az harcıyor

VTEC
DOHC VTEC sistemi, yüksek devirli bir DOHC motorunda hem gücü hem de torku optimize etmek için geliştirilmiştir.
Her iki supap için, 3 kam profili bulunur.
Dış taraflardaki profiller düşük devirlerde, ortadaki profil ise yüksek devirlerde kullanılır.

Düşük devirlerde, supaplar düşük kam profillerinde hareket eden külbütörler tarafından açılır.
Bu kam profilleri, düşük devirlerde silindirin emişinin iyi ve yakıt tüketiminin düşük olmasını sağlamak için kısa supap liftiyle ve kısa açılma süresiyle hareket ederler.
Kısa supap lifti ve açılma süresiyle düşük ve orta devirlerde yüksek tork ve yakıt tasarrufu sağlanır.

Motorun hızı arttıkça, motorun elektronik kontrol ünitesi kam mili takipçilerinin pimlerine basınçlı yağ gönderen hidrolik sürgülü valfi çalıştırır (5850 d/d’de).
Basınçlı yağ pimleri, düşük devirde çalışması için tasarlanan takipçileri 3. takipçiye kilitleyecek bir pozisyona hareket ettirir.
O ana kadar 3. takipçi herhangi bir supabı hareket ettirmemektedir.
Kam mili takipçilerinin birbirine kilitlenmesiyle birlikte, düşük devirde çalışan takipçiler yüksek devirde çalışan takipçilerle aynı oranda çalışmaya zorlanırlar.
Supapların hem lift miktarı artmış hem de açık kalma süreleri uzamıştır.
Silindirin içine daha fazla dolgu alınmaktadır ve artan devir sayısıyla birlikte motorun gücü de artmaktadır

SOHC VTEC Üstten tek eksantrikli bir motorda, her silindir sırası için bir kam mili bulunur.
Emme ve egzoz profilleri aynı kam mili üzerinde yer alır.
Alttaki şekilde kam milinin orta kısmında 3 kam profili bulunmaktadır, bunlar emme kam profilleridir.
Bu 3 kam profilinden dış tarafta olanlar düşük devirlerde kullanılırken, ortadaki profil yüksek devirlerde kullanılır.
Fakat SOHC VTEC motorlarda egzoz supaplarının zamanlamaları değiştirilmez.
Egzoz supapları tüm devir bantları için aynı profilleri takip eder.
DOHC VTEC ve SOHC VTEC motorlar arasındaki en büyük fark egzoz supaplarının zamanlamaları arasındaki farktır.
Bunun yanı sıra SOHC VTEC motorların yapıları, DOHC VTEC motorlara göre daha basittir.

Düşük devirlerde, dıştaki 2 kam profili direkt olarak külbütörleri hareket ettirir.
Düşük devirlerde kullanılan kam profilleri motorun sakin çalışmasını ve düşük yakıt tüketimi sağlar.
Yüksek devirlerde ise; yüksek devirler için tasarlanan profil, takipçiyi hareketlendirir.
Fakat takipçi herhangi bir parçayla bağlantılı olmadığı sürece, hiçbir parçayı hareketlendirmez.
Yüksek devirlerde, yağ basıncı metal pimi külbütörlere ve takipçiye doğru iter ve 3 profil sanki tek profile dönüşmüş gibi hareket etmeye başlar.
Külbütörler, yüksek devirler için tasarlanan profili takip etmektedirler.
Yüksek devirlerde emme supaplarının lifti arttığı gibi açık kalma süreleri de artar.
Artan devirler birlikte motora daha fazla dolgu emilir ve motorun gücü artar.

Şehir içinde çok büyük sıkıntılar yaşadığımı söyleyemem,varsa bile sıkıntı VFR ile olsun
104 derecede fan açar hiç beklemez,bazen 95-100 derecede de açtığı olur yani motorun soğutma ile ilgili bir derdi yok.104 dereceye de hemen ulaşılmıyor yani Kullananları bilirler,düşük viteste de VTEC açıyor,açmalı mı açmamalı mı tartışması bir tarafa hangi viteste gazı veririsen ver,gitmemezlik etmez.
Yazın yanlardan biraz sıcaklık bacaklara yayılsa da zaten motora nasıl bir pantolonla binilmesi gerektiği herkesin malumudur.
VFR çok düşünerek ve inceleyerek aldığım bir motor,ayrıca bı sitede iki kez de VFR konulu forum açıp arkadaşların değerli bilgilerine başvurmuş biri olark diyorum ki
DOĞRU TERCİH: VFR

Bir VFR kullanicisi olarak tum yazilanlari dikkatle okudum,motor herkesin farkli beklentilerle yol aldigi bir arkadastir, bu yuzden yorumlarin cesitliligi de dogal, sehir icinde kivrak olmadigina katilmiyorum ama bozuk yollarda motor ,bu yollar benim icin degil dedigini sanki duyuyorsunuz.7.000 devirde ikinci 8 subap in devreye girmesi gercekten cok etkileyici. oturma pozisyonu ise size bagli , cunku selenin konumu yavas giderken dik, hizli giderken ise yatarak kullanmaya musait ( zaten hizli giderken dik oturulmaz yelken olunur) Sehir icinde cok sik fan actigi dogru ama yuksek devirli makinalarin tamami boyledir, racing ciler bilir. Ilk uzun yolumu bergamaya yaptim gecen yaz, ve son derece rahat bir yolculuktu. sport ile touring gercekten iyi birlestirilmis. virajlara yatarken kendinizi gercekten guvende hissediyorsunuz , yavas suruslerde ise motor cok dengeli, yani kisacasi nasil isterseniz oyle kullanacaginiz bir motor, her yola giremez demiyorum ama bu motor enduro diil , girmemmeli diyorum

vtec devreye girmeden 100 km de 5.5 lt yakiyo benimkisi , surekli vtec in acik olmasi icin pistte felan kullanmak lazim surekli
ben 1 yildir kullaniyorum. asigim.

###########################

ÖZETLE

– VFR, Honda’nın otomobillerde kullanmış olduğu VTECH motoru içeren bir motosiklet. Makina düşük devirlerde silindir başı bir giriş bir de çıkış sübabı yani toplam 2 sübapla çalışırken, 6.500-7.000 d/d lerde silindirlerde ekstra ikişer sübap daha açarak toplam 16 sübaba çıkıyor. Bu da motorun yüksek devirlerde Touring’den Super Sport’a geçişini sağlıyor. Bu sebeple bu motora “çift karakterli” deniliyor.

– VFR’de hem ABS hem de Dual Brake System standart olarak geliyor. ABS, bildiğimiz ABS. DBS ise, ön fren ile arka frenin kombinasyonunu sağlıyor. Siz ön ya da arka frene dokunduğunuzda, motosiklet otomatik olarak belirli bir sınırdan sonra diğer freni de sıkmaya başlıyor.

– Motor, V4 silindir içermekte ve radyatörü motora dikey değil, paralel şekilde konumlanmaktadır.

– Arka lastiği, otomobil lastiği gibi yandan alınmakta, hiçbir şekilde zincir sökmenizi gerektirmemektedir.

– Son olarak topcase ve yan çantalarla mükemmel bir görünüm vermektedir 😛

Motor Sıvı soğutmalı, 4-zamanlı, 16 sübaplı DOHC 90º V4 silindirli
Motor hacmi (cc) 782
Silindir çapı & strok (mm) 72 x 48
Sıkıştırma oranı 11.6 : 1
Yakıt sistemi PGM-FI elektronik yakıt ateşleme sistemi
Max güç (ps @ dev/dak) 109 / 10500
Max tork (Nm @ dev/dak) 80 / 8750
Ateşleme Elektronik avanslı bilgisayar kontrollü dijital transistörlü
Çalıştırma Elektrikli
Şanzıman 6 vites
Güç Aktarımı O-Ringli zincir
Boyutlar (UxGxY)(mm) 2120 x 735 x 1195
Tekerlekler arası mesafe (mm) 1.460
Sele yüksekliği (mm) 805
Yerden açıklık (mm) 125
Yakıt kapasitesi (litre) 22
Tekerlekler Ön U profilli 6 kollu alüminyum döküm Arka U profilli 5 kollu alüminyum döküm
Lastikler Ön 120 / 70 ZR17M/C (58W) Arka 180 / 55 ZR17M/C (73W)
Süspansiyon Ön Kademesiz ön yükleme ayarlı, 43mm´lik HMAS kartuş tipi teleskobik çatal, 109 mm esneme aralıklı Arka Kademesiz uzaktan kontrollü hidrolik ön yükleme ve açılma ayarlı gaz sarjlı HMAS amortisörlü pro link, 120mm esneme aralıklı
Frenler Ön Kombine 3 piston kaliperli 296×4,5 mm´lik hidrolik çift disk, ABS, cüruflu metal balatalı Arka Kombine 3 piston kaliperli 256x6mm´lik hidrolik disk, ABS, cüruflu metal balatalı
Ağırlık 218 kg
Renk seçenekleri Kırmızı, Siyah, Gümüş

Reklamlar
yorum
  1. Serkan HIZIROĞLU dedi ki:

    Üç gün sonra bir VFR almayı planlıyorum. Gerçekten pahalı bir motosiklet olmasına karşın parasının tam karşılığıdır. Makinayı daha önceden de biliyorum ama bilmeyenler için güzel bir bilgi kaynağı, güzel bir derleme olmuş. Elinize sağlık.

  2. isbaran dedi ki:

    xx’in abs ve fazla yakma eksiklerini biraz olsun gideriyor gibi görünüyor, oturuş da biraz daha dik, uzun yol için güzel bir motor fikirleri bir araya topladığın için sağol

  3. FREDERIC ASIM OZDEMIR dedi ki:

    27 yaşında bir iç mimarım. ve 10 senedir de motosiklet aşığı ve kullanıcısı olduğumu belirtmek isterim. eskişehirde tanıdığım bir doktor ve bir avukat arkadaşta da var. VFR 800 ün kendisine ve sahiplerine ben dahil çoğu motosikletçi arkadaş tarafından imrenerek baktığımızı ben de kabul ve itiraf ediyorum. 11 sene üst üste ödül almış ve ikon bike (motosiklet ikonu) olarak kabul edilen, Honda’nın damıtarak olgunlaştırdığı tam manasıyla iyi demlenmiş ve gerçekten özel olan bu motosikleti bilinçli, ayrıntıcı özel bir kullanıcı kesimin tercih ettiği bir gerçek. tasarımı, çizgileri, teknolojisi ve hiçbir motosiklete benzemeyen karakteri karşısında önünde şapka çıkarmamak mümkün değil.

  4. emin ayan dedi ki:

    ben yazlıkta tvs apaçi kullanıyorum orası motosiklet için tam sezonluk olduğundan arabam hep yatıyor VFR800 yorumlarını çok inceledim 4 silindire geçmek istediğimden vfr de karar verdim enkısa zamanda vfr 800 üzerine çıkarım heralde tek sorun nakit bana ankarada ki evi sattıracak gibi geliyor. yada banka kredisi kullanırım tahminim ama illede VFR 800 Gurubuna katılacaz eşimle birlikte

  5. michel dedi ki:

    Herkese merhaba.Altı senedir 2005 model VFR’em var.56 altı yaşındayım ve şimdiye kadar 21 tane değişik motora bindim (125 cc’den 1200 cc’ye kadar).Bu arada fransızım ve 20 senedir Istanbul’da yaşıyorum.Aşağı yukarı herşeyi söylendi de acaba elektrik sistemiyle sorun yaşayan motorcular oldu mu?Ben ise senerlece uğraştım,aynı sebepten 3 kere Esengüle gitmiş bir moturum var!!Sigorta attıyor, farlar sönüyor,bobin yakıldı ve en son zamanlarda çalışsın diye sürekli marş düğmesine basmalıydım…Neyse Allah’tan çok dürüst ve anlayan iyi bir motor tamircisini buldum…Bütün elektrik sistemini kontrol edip dertlerimi indirdi (şimdilik!!!).Vfr’em kendini geldi!!.Şunu ilave edim 2003 modellerden sonra hiç bir sorun yokmuş Vfrlerde!!! Varmiş demekki…Ki alternatörle ilgili değilmiş!!!Yok bilmem ne xenon farları onu bozmuş…Yok bilmem ne alarmi vesaire vesaire….Neyse fazla şikayet etmeyim çünķü buna rağmen aşığım motoruma!!100000 kilometresi var ve motoru taş gibi!!Herhangi şartlarda (yağmur,kar,kış hiç birşey olumsuzca beni etkilemiyor)biniyorum ve tek derdim varsa Vfremden sonra hangi makina alabilirimki?Şunu bir türlü anlayamadım yeni 1000 cclik Honda çıkartamazmı acaba!??1200 cclik var derseniz beni hiç çekmeyen büyük “Vfr” için cici makinamı kesinlikle değiştirmemki!!!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.