İstanbullulara Ege esintisi: Danişment Tabiat Parkı

Yayınlandı: 24 Nisan 2018 / Motosiklet, Motosikletli Gezilerim

Saroz (Saros) körfezi, çoktandır gidip kıyılarında kamp yapmayı istediğim bir yerdi. Zamanında birkaç arkadaşım Gökçetepe Tabiat Parkı’nı önermişti ancak EkşiSözlük’te son dönemde yazılanları okuduğumda Danişment Tabiat Parkı’nın özellikle işletmecilerinin “daha az paragöz” olması dolayısıyla, tercih sebebi olduğunu gördüm.

Rotamızı Danişment Tabiat Parkı’na çevirdiğimizde saat 10.30’u gösteriyordu. TEM üzerinde buluştuğum Yamaha MT07 sahibi arkadaşım Ümit ile düştük yola.

Sabah kahvaltısı yapmadan çıktığımız yolda, Ümit’in önerisiyle Selimpaşa’daki yol üzeri tesiste menemen yedik (Gerçekten lezzetli olduğunu kabul etmem gerek). Ardından bir kez de çay molası verdiğimiz tesisten sonra Keşan, Mecidiye üzerinden Danişment Köyü yoluna düştük. Danişment’e varmadan birkaç km önce sol taraftan ayrılan tabiat parkı sapağı, yaklaşık 2 km bozuk yoldan sonra sizi tabiat parkına ulaştırıyor. Bizim 2 molalı seyahatimiz 4-4,5 saat civarı sürdü.

Parkın işletmecisini bir süre peşimizden koşturduktan sonra (görmemişiz 🙂 ) iki motor ve bir çadır alanı için 60 TL ödedik. Ödemeyi Ümit yaparken ben şunu düşünüyordum: “Mavinin tonlarını bu kadar kontrastlı görmeyeli uzun zaman olmuştu.”

Hemen arkanızda sığ bir ormanın , önünüzde ise masmavi Ege Denizi’nin olduğu kamp alanında çadırımızı hemen denizin dibine kurduk. Sabah çadırın fermuarını açtığımda beni denizin karşılamasını istiyordum.

Tabiat parkına gelmeden 3-4 km önce (Sanırım Erikli köyüydü) bir markette yaptırdığımız sandviçlerimizi yedikten sonra çadırımızı kurmaya başladık. Biz çadır kurmaya başlarken ofisten bir arkadaşım 7 ve 9 yaşlarında iki çocuğu ile birlikte kamp alanına geldiler. Akşam bir diğer arkadaşımız Emre’nin de gelmesiyle 4 yetişkin ve 2 çocuktan oluşan bir kamp ekibiydik.

9 yaşındaki Cem’in buz gibi Saroz Körfezi sularına atlamasını şaşkınlıkla izlerken, aklımıza akşama yakacak odun bulmak zorunda olduğumuz geldi. Ofisten arkadaşım Gökhan, çocuklarla birlikte mangalı hazırlamaya başladığında; Emre, Ümit ve ben elimizdeki balta ile ormanın yolunu tutmuştuk. Burada şunu vurgulamak gerekiyor ki tabiat parkında odun bulma ihtimaliniz çok düşük. Kampçıların yanı sıra, işletme sahipleri de odun topladığından (ki sonra sattıklarını düşünüyorum) odun sıkıntısı yaşanıyor. Biz güç bela bizi bir süre idare edecek odunu bulmamıza rağmen, gece tekrar kafa lambaları ile odun toplamamız gerekti.

Odun toplayıp döndükten sonra dünyaları yiyip içtik diyebilirim. Bunu yaparken de en büyük tesellimiz “açık hava yediriyor yeaa” demek oldu 🙂 (açıkçası ben doymak bilmedim)

Sabah 8 gibi uyandığımızda ben yine açtım… 😛 Emre’nin hazırladığı harika kahvaltı sonrası mini bir tavla turnuvası yaptık. 5-0 ve 5-2’lik skorlarla rakiplerini yenen ben, turnuvanın kazananı oldum 🙂 Emre’nin getirdiği havalı tüfek de bir diğer eğlencemiz oldu. Kendi tüfeği olduğundan olsa gerek (!) Emre hünerlerini gösteriyordu.

Öğleden sonra 15.00 gibi çantalarımızı hazırlayıp, bir hafta sonunda daha bol oksijenli orman havası ve denize doymuş bir şekilde evin yolunu tuttuk.

Geziyle ilgili tüm fotoğraflara Facebook sayfamdan ulaşabilirsiniz.

Onur

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.