Motosiklet ile Doğu Karadeniz (3370 km) – 5. Bölüm (Son)

Yayınlandı: 20 Ekim 2017 / Motosiklet, Motosikletli Gezilerim

Türkgözü sınır kapısından giriş ve çıkış yapmak çok enteresan. Normalde sınır kapılarında bilet gişesi gibi yerlere yanaşır işlem yaptırırsınız, ancak burada öyle değil. Aracınızı park edip devlet dairesi binasına giriyor ve işlemlerinizi orada tamamlıyorsunuz. Tır şoförlerinin yarattığı kuyrukla birlikte, Sarp’ta 10 dakikada geçtiğim sınır için yaklaşık 45 dakika zaman harcadım.

Sınırdan geçtikten sonra rota Şavşat-Artvin’di, ancak bunun için önce Ardahan’a uğramam gerekiyordu. Türkgözü’nden sonra Ardahan’a kadar çok sakin bir yolda ilerledim. Yer yer ortaya çıkan yol çalışmaları enduro motosiklet üzerindeyken sıkılmanızı engelliyor ve sürüş keyfi veriyor. 🙂 Yine Ardahan’a kadar (hatta Erzurum’a kadar), size büyükbaş hayvanlar ve atlar eşlik ediyor. Özellikle yoluma çıkan minik dana çok sevimli bir kare yakalamamı sağladı 🙂

Ardahan benim beklediğimin ötesinde doğa güzelliği olan bir şehirmiş. Özellikle Posof ilçesi civarındaki doğal güzellikler insanın içini açıyordu. Şavşat’a kadar sıkılmadan keyifle sehayat ettim. Şavşat girişinde depomu tekrar doldurdum (yarıya kadar inmemişti, bu bilgi önemli). Benzin istasyonundaki görevli arkadaşlara kalacak yer sordum ve bana daha sonra koyu bir sohbete dalacağımız Cemil Abi’ye ait olan Gökçe Pansiyon’u önerdiler.

Cemil Abi de benim gibi gezmeyi seven biri. Otomobiline atlayıp Artvin’in birçok yeri başta olmak üzere Gürcistan’ı gezmiş. Bana rotam için önerilerde bulundu ancak o akşam hastalandığım için söylediği rotalardan sadece Maden Köyü’ne giden rotayı yapabildim.

Eğer hastalanmasaydım Artvin’de göreceğim birkaç yer vardı. Bunlardan bazıları; Borçka Karagöl, Şavşat Karagöl, Lekoban Yaylası, Macahel bölgesi… Şimdi planımda her yıl bir haftalığına da olsa buralara gitmek ve kafa dinlemek var. Muhtemelen bir sonraki sefere motosikletle gitmeyeceğim, ama yine güzel fotoğraflar çekeceğime eminim.

Maden Köyü, HES’lere karşı direnen birkaç köyden birisi. Şavşat’tan giderken yer yer asfalt yer yerse bozulan bir yolu var. Köye giden yol çok keyifli ancak bir enduro motosikletiniz yoksa gitmenizi önermem. Çünkü yolun bozulduğu yerlerde gerçekten yol almak zor oluyor.

Köye vardığımda Lekoban Yaylası’na nasıl varacağımı sordum. Köylüler bana kafamı 15 20 derece yukarı kaldırarak ancak görebildiğim bir dağı gösterip, bu dağın arkasında dediler. 🙂 Yolu nasıl diye sorduğumda, motorla gideceksen fena değil dediler ancak ben yolun kötülüğünden dolayı köyü zor çıktım. 4 çanta ile yüklü bir motorla o yola girmenizi önermiyorum. Hastalığımın da etkisiyle, Lekoban Yaylası’nı da sonraki geziye bırakarak Maden Köyü’nden geri dönüşe geçtim. Yol kenarındaki derede motosikletimi durdurdum ve dereden akan suyun berraklığından hayrete düştüm.

Dönüşte sırasıyla Artvin, Uzundere, Tortum, Erzurum, Erzincan ve Sivas istikametinde ilerledim. Hayatımda ilk defa bir günde 700 km’den fazla yol yapmak zorunda kaldım. Amacım başka bir otelde kalmadan Sivas’ta anneannemin evinde kalmak ve rahat bir uyku çekmekti. Bir gece Sivas’ta konakladıktan sonra Ankara’ya geçtim. Bir gece de Ankara’da ailemin evinde konaklayıp, İstanbul’a geri döndüm.

Yol üzerinde karşılaştığım manzaralara yine Facebook’taki sayfamın fotoğraflar kısmından ulaşabilirsiniz.

Gezi videolarını en kısa zamanda montajlamaya çalışacağım. Şimdilik hoşça kalın.

Onur

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s