Usta'ya

Yayınlandı: 20 Aralık 2008 / Deneme Yazıları

Ortaokulun adı fen bilgisi olan ve nihayetinde bana işkence gibi gelen derslerinde kulağımda bir walkman kulaklığı ile tanıdım onu. Daha doğrusu zaten tanıyordum, adını bilmeye ve resmini görmeye tanımak denirse. Sol kulağıma taktığım kulaklıktan kulağıma üç kere “dostum” kelimesi söylenmişti öğretmenin sindirim sistemini anlattığı sırada. Bir an için imam kulağıma sesleniyor sandım ama sonradan öğretmenin bizi sindirdiği sırada ben de bu şarkıyı sindirdim.

“Dostum dostum güzel dostum
Bu ne beter çizgidir bu
Bu ne çıldırtan denge
Yaprak döker bir yanımız
Bir yanımız bahar bahçe”

diyordu. O sıralar yaprak döken bir ağaç yoktu hayatımda. Ekmeğin elden, suyun gölden olduğu, bahar bahçe bir durumdaydım. Ta ki aşık olduğumu hissedene kadar. Artık bir başka parça anlatıyordu beni:

“Uyandım seni düşündüm
Birden bire duvar birden bire gece yarısı
Uyandım seni düşündüm hadi yar
Ay göğsümün, ay göğsümün sol yarısı”

Ve platonik bir aşkın çığlığı eşliğinde gidip kendime gömülme zamanım gelmişti.

“Artık sazım bağrım olur
Kimsenin bilmediği bir ağrımı
Gider kendine gömülürsün
Yoksa bu şehir, bu sokaklar
Seni alır kullanır, seni alır kullanır
Santim santim çürürsün”

Derken liseli döneminin hipodrom misali bizi koşturduğu yıllarda, koşuya inat eden 2 özgür tayla karşılaştım. Artık “biz üç kişiydik”. İsimleri her ne kadar Bedirhan, Nazlıcan ve Suphi olmasa da biz de üç kişiydik ve birbirimize bir Marksistin Kapital’e bağlı olduğu kadar bağlıydık.

Lise son sınıfın matbaadan yeni çıkmış test kitabı kokan günlerinde, artık sahte dostlukların “seni hiç unutmayacağım lise arkadaşım, hoşça kal” şeklinde noktalandığında üçümüzün ağzında aynı şarkı vardı:

“Yağmur yağsın isterdim bu sabah
Merhaba soylu sevdam merhaba
İpil ipil düşsün betona
Merhaba sevgili vatan merhaba
Ve üç gece güvercini
Nazlı nazlı uçsun buluta
Merhaba..
Bütün sabahların bu saati
En fazla sevdiğim vakit
Son kez merhaba..”

Ortaokulun platonik sevdasından sonra lisede platonik olmayan ve keşke platonik olsaydı diye düşündüğüm aşklarım da oldu. Onları

“Senin eşkin meni düşürdü dile
Ne çe aşığh olur bülbüller güle
Hasret çektir, könül verdim, seni sevdim men,
Hasret çektir, könül verdim, seni sevdim.”

diye dilimi döndürmek için üniversite sınavından çok çalıştığım bir Azeri türküsüyle geçiştirdim. Ancak üniversite aşkı öyle olmuyor bunu öğrendim. “Büyüdük mü ne” diye artık daha sık sorar oldum kendime. Ve cevabı çok sert bir şekilde çarptı yüzüme:

“Büyüdün sende
Hasret sende sevgi bende
Akşamlar döner geceye
Geceler gebe gündüze”

Artık sevdalar daha başka kokar olmuştu. Sevda yüzünden uykusuz gecelerin, king partileri yüzünden uykusuz kalınan geceler karşısında değeri gün geçtikçe artıyordu. Artık değer kaybedense sadece aşka bakışımdı.

“Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim
Ki bu yaşlar utangaç boynunun
kolyesi olsun
Buda benim sana
ayrılırken hediyem olsun.”

Şimdi ise dilimizde tek şarkı kaldı, hayattan ve “O”ndan geriye. Varsın bu olsun bizim de şarkımız, varsın bu olsun anlamını istiap haddinden çok çok fazla taşıyan son şarkımız:

“Sakin göllerin kuğusuyduk
Salınarak suyun yanağında
Yarılan ekmeğin buğusuyduk
Gözüm yaşarıyor
Yüreğim yanıyor /kanıyor
Olmasaydı sonumuz böyle
biri saksımızı çiğneyip gitti
biri duvarları yıktı
camları kırdı
fırtına gelip aramıza serildi
biri milyon kere çoğaltıp hüzünleri
her şeyi kötüledi
bizi yaraladı
biri şarabımızı döktü
soğanımızı çaldı
biri hiç yoktan vurdu kafeste kuşumuzu
ciğerim yanıyor yüreğim kanıyor
olmasaydı, olmasaydı sonumuz böyle”
Gözüm yaşarıyor
Yüreğim yanıyor /kanıyor
Olmasaydı sonumuz böyle
Dağlarda çoban ateşiydik
Dolanarak mavzer yatağında
Ceylan pınara inişiydik
Göğsüm daralıyor
Yüreğim kanıyor
Olmasaydı sonumuz böyle
birer yolcuyduk aynı ormanda kaybolmuş
aynı çıtırtıyla ürperen birer serçe
hep aynı yerde karşılaşırdık tesadüf bu…
birer tomurcuktuk hayatın kollarında
birer çiğ damlasıydık
bahar sabahında gül yaprağında
dedim ya hiç yoktan susturuldu şarkımız
yüreğim kanıyor yüreğim kanıyor
bitmeseydi, bitmeseydi bizim öykümüz böyle
Göğsüm daralıyor
Yüreğim kanıyor
Olmasaydı sonumuz böyle”

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.