Karma ve Şık

Yayınlandı: 20 Aralık 2008 / Deneme Yazıları

Hayatın “tek mi çift mi” oynadığı zamanlarda inadına çift diye bağırırdım. “Tek” beni çok korkuturdu çünkü. Oysaki alışmıştım artık tek olmaya, çoklar arasında. “Yalnız insan” ne demektir? O an için etrafına baktığında kimseyi göremeyen mi, yoksa etrafında birileri olduğu halde onu başka şeyler düşünmekten alıkoyacak bir gücün olmaması mı? İşte yine yalnızım… Var olduğu halde yoktan öteye geçemeyen insanlar kalabalığında yine yalnızım. Senin kimi düşündüğünden habersiz, kalabalığa inat, ben yine seni düşünüyorum. Ve ben yine yalnızım.

Dünya’da savaş çığlıkları atılırken, ben aylardır içimde devam eden kendimin kendimle savaşında bir ateşkes imzalamalıydım artık. Kazanan aynı zamanda kaybeden olacaktı çünkü bu savaşta. Yeni öğrenilen bir kelimeyi sık tekrarlar gibi her seferinde kontrol ediyorum hayatımı. Duygu ve düşüncelerimi doğru yerde mi kullanıyorum acaba? Yani doğru yerde doğru şeyleri mi düşünüyorum yoksa insanlar mı düşünülmek için yanlış zamandalar? Bazen “keşke düşünmesek, duygularımız olmasa” dediğimiz oluyordur mutlaka. Hemen bir cevap gelir “o zaman hayvandan ne farkımız kalır?”. Her geçen gün sevmek, aşık olmak, acımak, umut etmek gibi duygularımız körelecekse varsın kalmasın bir farkımız. Zaten bu duygular köreldikçe bizler de birer hayvan gibi davranıyor olacağız. Anlayacağınız kovulacağımıza istifa edelim.

Artık geceleri yıldızlara bakıp hayal kurmuyoruz; kendi kendimizle konuşmayı delilik sayıp, diğer insanlarla ise hiç konuşmuyoruz. Susuyoruz sustukça sıranın bize geleceğini bile bile. Masada duran kitaplarla bile iletişimimizin daha fazla olduğunu hiç fark etmeyiz. Biz dinlemekten sıkılsak da onlar anlatmaktan sıkılmaz, defalarca anlatırlar. Öğrenciyken sevdiklerimizden daha fazla dokunuruz onlara. Öyle sadıktırlar ki koyduğunuz yerde beklerler sizi saatlerce, günlerce, aylarca… Fakat insan öyle mi? Bugün yanınızdayken ertesi gün çok uzaklarda olabiliyor. Kitapların sonunda “bitti”,”devam edecek” gibi yazılar varken insanlar bazen bir “hoşça kal”ı çok görüyorlar, oysa mürekkepleri bile yoktur ki onların bitsin. Elveda demek için çekilmesi gereken bir nefes lüzumsuz gelir onlara. Onların elvedası hep dönüp gitmek olmuştur. “Bakarsam gidemem” derler adına da iyi halden yırtsın diye. Önemli olan gözle bakmak değildir ki zaten, yürekle bakmaktır. Yürekle bakan zaten gitmez.

Terk edilişle biten her aşkın sonunda bir avunma duygusu gelir, yerleşir içimize. “başkasını bulurum”, ”zaten bana göre değildi” gibi cümleler kurarız kendi kendimize. Hiç emin olamayız ama gerçekten böyle hissettiğimiz için mi yoksa kendimizi şartladığımız için mi böyle düşünüyoruz. Artık dost bildiğimiz geceler, güzel günleri hayal ettiğimiz geceler en büyük düşmanımız olmuştur. Çünkü yalnız kaldığımız zamandır geceler. Eskiden uyumadan önce bir süre düşünürken artık düşündükten sonra bir süre uyursunuz. Yeni gün kapıdadır ve eğer şanslıysanız bir sonraki geceye kadar biraz olsun yalnızlığınızı alır.

Hatırlıyor musun en son ne zaman gecenin bir saati kalkıp bir şeyler yazmıştım? Hem az da değil uzunca bir şeyler. Hani o günün sabahı tartışmıştık da çok kızmıştık birbirimize. İçimdekileri o an sana söyleyemediğim için bir mektup yazmıştım sana. Biraz olsun rahatlamak ve iyi uyumak içindi doğru. Bencillik yapmıştım fakat gerçekten içimden geçenleri yazmıştım. Peki ya şimdi neden yazıyorum? Senle kavga etmedim çünkü sen yoksun bile. Keşke olsaydın da kavga ettiğimiz için yazıyor olsaydım. Ertesi gün hemen ayaklarına kapanır özür dilerdim. Ama yoksun… Bir daha hayatımda olmayacaksın da… Öyleyse neden uyumadım bu gece? Neden bunları yazıyorum? Soru işareti ve üç noktayı bolca kullanmak için mi? Soru işaretleriyle dolu bir yaşantının üç noktayla biten cevaplarını içimde taşıdıkça, içinde hep “neden” içeren sorular peşimi hiç bırakmayacak…

Reklamlar
yorum
  1. Ozge dedi ki:

    Bunlari hissetmek, dusunmek, yazmak… Bu tek basina yeterli. İnsan oyle garip ki, hem cok seviyor hem cok uzuyor. Sonra da uzuluyor… Hafiza cok guclu bir sey. Ama zamanin karsisinda degil. Cok uzun zaman sonra, cok gunler gecince ustunden; guzel olanlar kalir aklinda. Ama sonra bir koku duyar, bir sarki dinler, bir soz hatirlarsin; basa doner hersey. Kendi icinde, kendinle kalirsin…

    Hersey biter, bir sey baslar. O bir sey, hersey olur…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.