Aşk ve Yabancılaşma

Yayınlandı: 16 Ocak 2011 / Deneme Yazıları

“Yabancılaşma nedir” sorusunu cevaplamakla başlayalım konuya. Sosyolojik yanı ile ilgileneceğimiz “yabancılaşma” kelimesinin tanımını şu şekilde yapmamız mümkün: “Belli tarihî şartlarda insan ve toplum etkinlikleri ürünlerinin, bu etkinliklerden bağımsız ve bunlara egemen olan unsurların değişik biçimde kavranması”.
Konuya geçmeden önce hemen “aşk”ın da sözlük tanımını yapalım: “Aşırı sevgi ve bağlılık duygusu”

Günümüzde belki de yabancılaşmaya en açık kavram aşk kavramıdır. Teknolojinin ve özellikle internetin gelişmesi gün geçtikçe daha çekingenleşen insanın çekingenleşmesine katkıda bulunarak ona farklı bir kapı açmıştır. Bu sayede insan hiç olmadığı karakterlere girerek kendini (ki aslında bu kendi olmayan kendidir) daha farklı ifade edebilmektedir. Örneğin gerçek hayatında korkak olan birisi kendisini daha cesur, utangaç olan bir kişi de kendisini daha rahat hissedebilmekte ve bunu böyle yansıtabilmektedir. Bu noktada teknolojinin iyi özelliklerinin yanı sıra “yabancılaşmaya itmek” gibi kötü bir özelliğinin olduğunu da vurguluyoruz. Bunu pek çok insan görmek istemez ve doğal olduğunu savunur. Doğal olan bir şey var doğru, o da insanın kendini farklı hissetmek istemesidir. Ancak kötü olan ise duyguların körelmesidir.

Şimdi aşk konusuna derinlemesine girerek toplumsal örneklerle açıklayalım. “Sanal Aşk” dediğim zaman birçoğunuz “hadi be olur mu öyle şey, saçmalık” şeklinde düşüneceksiniz ancak böyle düşünenlerin %80’inin en azından bir kere böyle bir duyguya düştüğüne eminim. İşin “sanal” boyutu ile ilgilenmeyeceğim çünkü internetin girdiği konularda mutlaka bir “sanal” kelimesi geçiyor. Burada incelememiz gereken husus “aşk” meselesi. “Sanal Aşk” tanımlamasının ikinci kelimesi gerçekten de ilk paragrafta açıklamasını yaptığımız aşk mı? Yüzeysel olarak bakanlar ve kendilerini sorgulamaktan korkanlar “evet aynı şey” diyeceklerdir (böyle düşünenlerin buradan itibaren okumalarına gerek yok). Buradaki “aşk”ın aşkla bir alakasının olmadığı hakkında bir şeyler söyleyelim şimdi de. Bugüne kadar karşı cinsle ilişkiler konusunda başarısız olmuş; bir sevgilisi olmamış, olmuş ya da kısa sürmüş, olmuş ya da acı çekmiş insanlar bir noktadan itibaren aşktan soğumaya başlamışlardır. Kendilerine farklı ilgi alanları arayan bu insanlar buldukları her alanda aşkın eksikliğini hissedecekler ve bu ilgi alanlarında bu eksikliği ortaya çıkaracaklardır. İnternet dünyasına atılan insanlar başta örneklediğimiz kendilerini daha rahat hissetmenin etkisiyle duygularını belki de hiç olmadıkları kişilikte ifade etmekte, karşı cinsi etkilemekte, karşı cinsten etkilenmekte ve kendini buna zorunda hissetmektedir. Toparlarsak, “Sanal Aşk” kavramının ikinci kelimesi olan “aşk” aslında aşırı sevgi ve bağımlılık duygusu, değil sadece içsel dürtülerin baskısı sonucu ortaya çıkmış bir zorundalıktır. Karşı cinsin fotoğrafını gören birisi bu zorundalık yüzünden normal hayatta kendine hoş gelmeyecek birisini bile kalıplarına uydurmakta ve sesini duyduğunda etkilendiğini düşünmektedir.

Şimdi büyük ihtimalle aklınızda chat yaparken tanışıp evlenenler gelecektir. Burada iki durum söz konusu. Birincisi internette başlayan dostluk, sonrasında sıkı aile ve arkadaş çevresi ilişkileriyle sanal dünyayı unutturmuş ve iki dost olan insanın evlenmesi ile sonuçlanmış olabilir. Bu ilişkilerde sorun daha az olmaktadır çünkü ilişkinin sanal boyutu minimuma indirgenmiştir. Diğer durumda ise internette birbirlerine “aşkım, canım, hayatım” vb. tanımlarda bulunarak daha yüz yüze görüşmeden, ortak ve gerçel duygular paylaşmadan, aşk ilan edenler vardır. Bunlar daha sonra zorundalığın etkisiyle gerçek hayatı üstün körü geçerek evlenirler. Bu ilişkiler ise aşkın yabancılaştığı ve sonu pek de iyi olmayan olgularıdır. Bu ikinci durumda sonuç evlilikle sonuçlanmasa bile gerçek anlamdaki “aşk” olgusunun anlamını yozlaştırmakta ve basitleştirmektedir.

19.09.2004 17.26

Reklamlar
yorum
  1. Mert dedi ki:

    Tamamen katılıyorum. Bu şekilde bir çok insan yavaş yavaş kendi kişiliğinide kaybediyor veya basitleşiyor. Yazılanlar gerçeği yeterince ortaya koymuş zaten.
    Teşekkürler.

  2. serap dedi ki:

    hayat ve aşk olmalı bi sonraki yazının konusu aşk hayatın içindendir insanın içinden gelendir öyle sanalı filan olmaz gerçektir
    aşk insanı var eden belkide yola getiren bi olgudur:)
    insan tanımadığı birinede aşık olabilir tanımadan sohbet ettiği birinede ne zaman aşık olacağını bilemez insan işte aşk bu yüzden gerçektir nerde ve ne zaman geleceğini bilmediğimiz duygudur. aşktır ya anlatılmaz yaşanır 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s