Sevdalım Motosiklet ve Motosiklet Sevdam

Yayınlandı: 20 Aralık 2008 / Faydalı Bilgiler, Motosiklet

Çoğu motosiklet sevdalısında (neden böyle dediğimi sonra açıklayacağım) küçük yaşlarda başlamıştır motosiklet tutkusu ve “Ben motosiklet kullanmalıyım” dediklerinde daha reşit olmamışlardır. Bende bu tutku hiç de küçük diyebileceğim bir yaşta başlamadı. Aslına bakarsanız bu sevdaya düşeli çok zaman da olmadı. İki ay önce rutin web sitesi ziyaretlerimde, bir otomobil ilanları sitesinin motosiklet sayfasına takıldı gözüm. Oradaki motosikletleri izlerken uzun zamandır bisiklet sürmediğimi (en son 8-9 sene önce) hatırladım. O zamanlar bir BMX bisikletim vardı. Bütün çocuklar bisiklet üzerinde ellerini bırakarak sürmek gibi atraksiyon yaparken ben daha sıkı sarılır ve uzakları gezmek isterdim bisikletimle (vitessiz, 3 4 kere değişmiş ve 400 500 metre gittikten sonra ısırgan otu üzerinde oturduğun hissi veren seleye sahip bir bisikletti). Boyumun da uzamasıyla bisiklet yanımda maket gibi kalmaya başlamıştı.

Derken yıllar geçti ama içimde hep bir vitesli bisiklet sürme isteği kaldı. O sitedeki motosikletleri gördüğümde “neden motosiklet almayayım ki” diye kendime sordum. Yalnız kendimden tatmin edici bir cevap alamadım çünkü motosikletler hakkında hiçbir şey bilmiyordum.
…serüven başlıyor

Racing (hmm yarış motosikleti oluyor sanırım), Touring (bu da gezinti için sanırım), Cross (aaa! Televizyonda görmüştüm bunları), Scooter (basit bir şeye benziyor), Naked (ayıp), Chopper (bu ne demek ya? hah Harley’lere benziyorlar), Enduro (efendim?)… Bütün bu terimler kafamı karıştırıyor, sadece karıştırmakla kalmıyor beni motosiklet dünyasına çekiyordu. Otomobil sitesi olduğu için sınırlı sayıda bilgiye sahip siteden hemen uzaklaşıp daha çok bilgi içeren sitelerde gezinti yapmalıydım. Daha sonra sayıları çok da fazla olmayan motosiklet siteleri arasından “motosiklet.net” sitesini buldum (yaşasın Google). Siteye şöyle bir göz attıktan sonra forumlarında ilk açtığım başlığın adı “Motosiklet mi, o da ne?” oldu. Daha sonra forum ahalisi ile kaynaşmaya başladım ve bu sitede de yazıları yayınlanan ve kendisine “Donald Amca” dediğim Reşat Abi’mizin yazılarını okumaya başladım. Açıkçası benim gibi bir motosiklet sevdalısına bazı konular ağır geliyordu çünkü pratik isteyen konulardı (Tadaam! neden “sevdalı” diyorum çünkü motosikletim yok).
Hangi motosiklet?

Motosikletin ne olup olmadığını öğrendikten sonra Donald Amca’nın “giriş” yazılarından “hangi motosiklet?” soruma cevaplar aramaya başladım. Yazı öyle kapsamlıydı ki anında buldum aradığım cevabı. Motosiklet dünyasında edindiğim ilk bilgi “başlangıç için yüksek motor hacimli motosikletler kullanılmamalı (maksimum 250cc), bunun nedeni motosikletlerde kontrolü kaybetmek arabalara nazaran daha kolay”. Bu bilgi başlangıçta  temel bilgi olarak kafama yerleşti. “Hangi motosiklet?” sorum değişip, daralarak “Hangi 250cc motosiklet?” sorusuna döndü. Etrafta daha önce de saydığım bir sürü tür dolanıyordu ve benim yapabildiğim sadece İngilizce adlarından çıkarımlar yaparak ne olduklarını tahmin etmekle sınırlıydı. Ta ki chopper ve enduroya kadar… Evet artık türlerin anlamlarına da bir dalış yapsam iyi olur diye düşündüm.
Racing (Sport)

“Eveeet, nerden başlayalım? Hmm sanırım İngilizcelerini tahmin edebildiklerimden başlasam iyi olacak. Bakalım iyi tahmin edebilmiş miyim? Şu motosiklet denilince ilk akla gelene bir bakalım” diyerek racing türünü araştırmaya başladım. Evet tahminimde yanılmamıştım, yüksek beygir güçlü yarış motosikletiydi bunlar. Çekici renkleri, yüksek devirlerde bir orkestrayı andıran sesleri ve spor görünümleri ile racing motorları tanımış oldum.

Ancak tanıdıkça bunların iyi bir başlangıç motoru olamayacakları kanaatine vardım. Çünkü yüksek motor hacimleri ve ağır olmaları nedeniyle at binmesini bilmeden Arap atına binmiş hissi verecekleri buna emindim. Ayrıca 250cc’lik olanları (ki pek az sayıdalar) pek de çekici değillerdi.
Cross

Sıra geldi “ben apayrıyım” diye bağırana. “Tamam hoplamak, zıplamak zevkli olabilir ancak benim gibi sessiz-sakin adam için bu kadarı da fazla kardeşim” diye izlediğim Motocross yarışlarından tanıyordum bu motorları. Açıkçası tipleri bana hiç de çekici gelmiyor ve beni “benim BMX’in büyüğü ya bu” diye düşünmekten alıkoyamıyorlardı. Ancak sonradan öğrendim ki asfaltın olmadığı yerlerde ve dağ, bayır gibi doğa koşullarında en iyisi bunlarmış. Ankara’da oturduğumu, okulumun bitmesine 1 sene kaldığından dolayı artık çalışmak zorunda olduğumu dolayısıyla 250cc ile dağ bayır gezmeyeceğimi düşünerek cross tipi motosikletlerden de vazgeçtim.
Harley, aman yani Chopper (ya da Cruiser)

Donald Amca’nın forumdaki yazısını okumadan önce ben de bu tiplere chopper diyordum. Aslında cruiser demek doğrusuymuş ancak ben bilindik söylemle chopper diyeceğim. Chopper – Cruiser farkını forumlarda bulabilirsiniz. Çoğu kez Amerikan filmlerinde bir yol üstü lokantasında parketmiş şekilde gördüğümüz bu motosiklet tipini görenlerin aklına tür ile özdeşleşmiş olan Harley Davidson’lar geliyor. Bu motosikletlerin karizması gerçekten beni çok etkilemişti. Diğer motosikletlerden büyük bir farkı da buna padişah koltuğuna oturur gibi oturuyordunuz. Hani “umurumda mı dünya…” der gibi aheste aheste, hava ala ala gezmek isteyenlerin motosikletiydi bu (beni de tanımlamıyor değil).

Ancak sonradan öğrendim ki çok uzun yollar gidecekseniz oturuş pozisyonunuz için bacak ağrılarına neden olabiliyormuş. Burada hemen bir not düşeyim racing türündeki motosikletlerde de uzun yolda sırt ağrıları meydana gelebiliyormuş. Ama chopper’ların uzun yolu 200 km’lik bir mesafe ise racinglerde bu 400 – 500 km oluyor. Ee, racing için 200 km pek de uzun sayılmıyor çünkü 😛

Touring

“Oh be tam gezinti motoru işte. Ben bununla şehir şehir, dağ tepe gezerim” diye düşünürken biraz zor dağ, tepe gezeceğimi öğrendim. Evet şehirlerarası, kilometrelerce yol aşabilirsiniz bu motosikletle, hem de diğerlerine göre daha az yorularak ancak dağ, tepe de gezemezsiniz pek. Çünkü bu motorlar daha çok otoyollar için hazırlanmış.

Racing’ler gibi yüksek beygir gücüne ve motor hacmine sahipler. Ayrıca eşyalarınızı yerleştirebileceğiniz yerler var ve ekstradan takabileceğiniz bagajlar için müsait bir motor. Bu türün de 250cc’ine rastlamadım ben. Şunu da belirteyim, yüksek fiyatlı olanlarında oturacağınız yere sele demek motosiklete hakaret oluyor. Direkt “koltuk” diyoruz…
Enduro

Bizleri “İyi de ağabeycim bu touring’lerin aynısı ama” diye söyletecek modellere de sahip enduro’ların cross’lara benzer tiptekileri de var. Kullanım bu türde de rahat ve touring’lerden fazlası dağ, tepe de gidebilirsiniz. Ancak tabi ki cross’ların yerini tutamaz bu motorlar. Cross’lara benzeyen düşük motor hacimlilerinden, daha heybetli duran yüksek hacimlere kadar uzanan bir model yelpazesi var. Benim tercih listemde başlarda olan bir motosiklet türü de enduro’lardır.

Scooter

Motosiklet dünyasına girişimin ilk dönemlerinde dalga geçtiğim bu tür gün geçtikçe beni şaşırtmakta. Çoğunluğunun otomatik vites olduğu bu tür ile motosiklet dünyasına başlangıç yapabilirsiniz ancak diğer saydığım türler otomatik vites olmadıklarından vites olayını kavramanızda sorun çıkabilir.

Şehir içi ulaşımda hem daha az yakıt tüketimleri hem de düşük fiyatlarıyla seçilirler. Yüksek hacimlileri, üstü kapalı modelleri vs. çıktıkça bu türe olan saygım da artmakta.

Bu saydıklarımın haricinde naked, commuter… vs. gibi değişik motosiklet kategorileri de var ancak bu saydıklarım temel motosiklet bilgisi dahilinde olan türler. Bu dünyaya girdikçe diğer türleri de öğreneceksiniz.

Peki ne alacağız?

Evet şimdiye kadar öğrendiklerimizi bir gözden geçirelim. Maksimum 250cc amacımıza uygun motor alacakmışız. “Tamam da sıfır mı, ikinci el mi?” sorusunu bana sorarsanız eğer sizlere cevap vermem yanlış olur çünkü bu konuda iki tür görüş var. Bir tanesi yeni kullanıcıların motoru düşürme riskleri fazladır (yani ayaklığı unutmak, yanlış şekilde park etmek gibi… kaza anlamında değil) ya da amatörlükten dolayı nelere dikkat edileceğini bilememek yüzünden motora zarar verebilecek davranışlarda bulunma ihtimali yüksektir. Bunun karşısındaki görüş ise motora yeni başlayan birinin ikinci el bir motorun sıfırdan daha fazla sorun çıkarabileceği bu nedenle de keyfimizi kaçırabileceği, bizden önceki sahip ya da sahiplerinin nasıl kullandığını hangi parçaları değiştirdiğini bilemememizden dolayı ortaya çıkan sıfır motosiklet ile başlanmalı görüşü. İkinci görüş için öncesini bildiğimiz bir motosikleti almak ya da güvendiğimiz bir yerden almak da olasıdır.

Tamam aldım motoru gidiyorum…

“Hoop dur bakalım nereye gidiyorsun hemen, daha bitmedi” dediğim noktada düşünülmesi gereken şey otomobil ile motosikletin farkıdır. Evet galeriye gider bir otomobil alırsınız, içine biner gidersiniz. Motosiklette binebileceğiniz bir iç olmadığı için siz de motosikletin bir parçası, sık kullanılan deyimle kaportası olmuş olursunuz. Bu yüzden de kaportayı korumamız gerekir…
Kask

İnsan düşünen bir varlıktır ve bunu beyniyle yapar. İşte bu organı korumak için bir adet “kask”a ihtiyacımız var. “Ben bisiklet için almıştım bir tane onu kullanırım” şeklinde bir yaklaşımda bulunmasanız da hepinizde bunun gibi ucuza kaçma düşünceleri oluşacaktır. Motosiklet kullanımında birinci sırada önem arz eden bir korunma aracıdır kask ve bu yüzden gereken önem verilmelidir. Alacağınız kaskın kafanıza uygun olması, çiziği ya da çatlağının olmaması gerekir. Ayrıca kaskın üzerine yapıştırma, çıkartma, etiket vs. yapıştırmamalısınız. Kaskı süsleyeceğim diye mezar taşınızı süslenmesini istemezsiniz sanırım. Ortalama bir kaskın ömrü 2 yıldır ve hiç kaza yapmayım, yere düşürmeseniz bile 2 yıl sonunda mutlaka değiştiriniz. Düşürüp kaza yaptığınız halde ise mutlaka değiştiriniz. Kask çeşitleriyle ilgili “Oktay” arkadaşımızın yazısını da makaleler arasında bulabilirsiniz. (Ortalama 100€ civarında bir kask işinizi görür)

Eldiven

Otomobilinizle giderken cama yapışan böcekleri bilirsiniz. “Otomobilin camı olmasaydı ağzımıza gözümüze girerdi bunlar” diye de aklınızdan geçirmişsinizdir (geçirmeyenler için son 5 saniye). Kask ile bu problemi ortadan kaldırdık ama ya ellerimiz ne olacak. Ellerimiz de rüzgara, böceğe, öndeki arabadan fırlayan taşa vs. maruz kalacaktır. Ayrıca kontrolün %60’ını ellerimizle yaparız. Gaz vermek, fren yapmak, debriyaja basmak hep ellerimiz ile yapılır. Ayrıca yere düşme anında önce ellerimizi koyarız. Bu yüzden de ellerimizi korumamız gerekir. Eldivenler yazlık ve kışlık olarak ikiye ayrılıyorlar. Özel motosiklet eldivenleri pahalı olmakta onun yerine normalde de kullanabileceğiniz kaliteli bir deri eldiven işinizi görecektir. Motosikleti çoğunlukla yazın kullanacağınız göz önünde tutulursa, buna göre bir seçim yapabilirsiniz.

Mont

Kaporta olarak giyinmeye devam ediyoruz ve sıra bir başka önemli kıyafete geldi. Rüzgarın en çok etki alanının olduğu gövde kısmımızı korumak için mont kullanmalıyız. Üstteki kıyafetler için yazdıklarım bunun için de geçerli. Yediğimiz rüzgardan, böbreklerimizi müsait yerde bırakmaktansa sanırım biraz para verip iyi bir mont alabiliriz. Üstelik bu montun da özel motosiklet montu olması gerekmez. Yine kaliteli bir deri mont işimizi görecektir. Ancak omuz, dirsek ve sırt bölgelerinde koruma olması önemlidir.

Pantolon

Genelde arkalarındaki bağ ile monta bağlanan pantolonlar da üstteki kıyafetlerin özelliklerini taşırlar. 50 km hızla giderken yere düştüğünüzde kot pantolonunuz asfalta sadece 2 saniye dayanacaktır ve sonrasında yere sürtünen deriniz olacaktır (eminim sıcak et kokusu burnunuza gelmiştir). Sadistliği bir kenara bırakacak olursam gerçekten pantolon da önemli bir kıyafettir. Ama paranız şu an için yetersizse diğer üç kıyafetle sürmeye başlayabilirsiniz.
Bu yazdıklarım haricinde bot, bellik, omurilik koruması gibi koruyucular da var ancak bu yazdıklarım temel olarak alınması gerekenler.

 

Daha önce motosikletokulu.com sitesinde yayınlanmıştır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.