Ne kadınlar sevdim zaten yoktular Yağmur giyerlerdi sonbaharla bir Azıcık okşasam sanki çocuktular Biraksam korkudan gözleri sislenir Ne kadınlar gördüm zaten yoktular Böyle bir sevmek görülmemiştir Hayır sanmayın ki beni unuttular Hala arasıra mektupları gelir Gerçek değildiler birer umuttular Eski bir şarkı belki bir şiir Ne kadınlar sevdim zaten yoktular Böyle bir sevmek görülmemiştir Yalnızlıklarımda [...]
‘Ünlü Şiirler’ Kategorisi için Arşiv
Filiz filiz harelendim dağlara uymak için Kan gölünde kurulandım hayatı duymak için Kavgalara kuyulandım sabaha varmak için Kavgalara kuyulandım sabaha varmak için.
Dost Cemalin Benzer Güneşe Aya Bakamam Yüzüne Yandırır Beni Aşığı Kül Eyler Sendeki Ziya Gonca Güller Gibi Soldurur Beni Beni Beni Beni, Sevdalım Beni, Kaşların Bismillah Gözler Haramı Vurdun Yüreğime Derdi Veramı Bir Tabip Olup Da Gel Sar Yaramı Bu Senin Aşkın Da Öldürür Beni Beni Beni Beni, Sevdalım Beni, Seyit Meftuni’yem Hayranım Sana Acı [...]
Gönül, çalamazsan aşkın sazını Ne perdeye dokun ne teli incit Eğer çekemezsen gülün nazını Ne dikene dokun ne gülü incit. Bülbülü dinle ki gelesin coşa Karganın nağmesi gider mi hoşa Meyvesiz ağacı sallama boşa Ne yaprağını dök ne dalı incit.
Hiçbir şey elinde değildir insanın: Ne gücü, ne güçsüzlüğü, ne de yüreği. Açtığını sansa da kollarını, gölgesi bir haçtır onun. Paramparça olur avucunda sımsıkı tuttuğu mutluluk. Bir garip, bir acılı boşluktur günleri. Mutlu aşk yoktur. Bir başka kader için giydirilmiş Silahsız askerlere benzer hayatı. Çaresiz, kararsız kaldıktan sonra akşamları, Neye yarar ki sabahları erkenden uyanmaları. [...]
orada bizans orada topkapı ve surlar ve rutubet, aslanım! şimdiki zamanlarda aklım geniş zamanlardaki rehavet! şiirdik bütün aşkşamları seninle saçından bir dal düştü yüzünün en ıssız yerine yine sen ve yine sizlik sensiz artık bu şehir faşistanbul!
Acılı yağmurlarla düşmüşüm yere Tatlı su göllerine akamıyorum Yüzüm yüreğim deprem dalgası Bu gül kıyımlarına bakamıyorum Her sevi bir türküdür bağrımda Her öfke bir ağıt Ağıtlar kuşatmış dört yanımı Kendi türkülerimi haykıramıyorum Şarkılarla bezeniyor ufuklar Yüreğim patlıyor dağbaşlarında Yüreğim Sancımı duyar mısın yaralarında Kuş seslerinde yas nağmeleri Şarkılar sabır ve çile makamında
Haydi Abbas, vakit tamam; Akşam diyordun işte oldu akşam. Kur bakalım çilingir soframızı; Dinsin artık bu kalp ağrısı.
Bir kökte uzamış sarmaşık gibi Dökülmüş gerdana saçların güzel Ufukta gözlerin bir ışık gibi Kara bulut gibi kaşların güzel
Har içinde biten gonca güle minnet eylemem Arabi farisi bilmem, dile minnet eylemem Sırat-i müstakim üzre gözetirim rahimi İblisin talim ettiği yola minnet eylemem