Yine zamansızdı ümitlerimin kayboluşu. Hem bu sefer en üst noktaya kadar bile ulaşmamıştı. Ulaşacak kadar zamanı da olmamıştı zaten. “Bir gün”dü tüm umutların yeşermesi ve yine tüm umutların kaybolması arasında geçen zaman. Kelebek ömrü gibiydi umutların da ömrü. O kadar renkli ve güzeldi ki kanatları, tükentiğinde nasıl girileşeceklerini hayal bile etmek çok güçtü. Tüm duyguların [...]
‘Deneme Yazılarım’ Kategorisi için Arşiv
“Yabancılaşma nedir” sorusunu cevaplamakla başlayalım konuya. Sosyolojik yanı ile ilgileneceğimiz “yabancılaşma” kelimesinin tanımını şu şekilde yapmamız mümkün: “Belli tarihî şartlarda insan ve toplum etkinlikleri ürünlerinin, bu etkinliklerden bağımsız ve bunlara egemen olan unsurların değişik biçimde kavranması”. Konuya geçmeden önce hemen “aşk”ın da sözlük tanımını yapalım: “Aşırı sevgi ve bağlılık duygusu”
Özgürlüğün Teker Takılmış Hali: Motosiklet
Posted: 16 Ocak 2011 in Deneme Yazıları, Deneme Yazılarım“Ayy tehlikeli”, “Yok yok hayatta olmaz”, “Bu eve giremez!”, “Asla!”… ve benzerleri. Ailemize motosiklet konusundan bahsettiğimizde karşılaşacağımız cevapların bundan farklı olma ihtimali neredeyse sıfırdır. Bu tepkilerin nedenleri arasında yanlış bilgilendirme ya da bilgisizlik, bunlara bağlı olan korku ve televizyonda izlenen motosiklet kazaları gelir (otomobil kazalarına alıştıkları için “hayır otomobil olmaz” demiyorlar). Bu konuya burada değinmeyeceğim [...]
“TRT Şeş” hayırlı olsun ülkem halkına. Tarihte “Kürt” kelimesinin kullanılmasını yasaklayan bir ülke için çok büyük bir adım. 12 Eylül öncesi’nde CHP’li bakan Şerafettin Elçi “Türkiye’de Kürtler var, ben de Kürdüm” dediği için hapis cezasına çarptırılmıştı. Sanatçı Ahmet Kaya, “Kürtçe klip çekerim” dediğinde üzerine çatallar fırlatılmıştı. Hatta ve hatta Kürtlere “dağ Türkü” denmesine kadar gidildi. [...]
Sevdalım Motosiklet ve Motosiklet Sevdam
Posted: 20 Aralık 2008 in Deneme Yazıları, Deneme Yazılarım, MotosikletÇoğu motosiklet sevdalısında (neden böyle dediğimi sonra açıklayacağım) küçük yaşlarda başlamıştır motosiklet tutkusu ve “Ben motosiklet kullanmalıyım” dediklerinde daha reşit olmamışlardır. Bende bu tutku hiç de küçük diyebileceğim bir yaşta başlamadı. Aslına bakarsanız bu sevdaya düşeli çok zaman da olmadı. İki ay önce rutin web sitesi ziyaretlerimde, bir otomobil ilanları sitesinin motosiklet sayfasına takıldı gözüm. [...]
Ortaokulun adı fen bilgisi olan ve nihayetinde bana işkence gibi gelen derslerinde kulağımda bir walkman kulaklığı ile tanıdım onu. Daha doğrusu zaten tanıyordum, adını bilmeye ve resmini görmeye tanımak denirse. Sol kulağıma taktığım kulaklıktan kulağıma üç kere “dostum” kelimesi söylenmişti öğretmenin sindirim sistemini anlattığı sırada. Bir an için imam kulağıma sesleniyor sandım ama sonradan öğretmenin [...]
Bu başlığın konusu “bulunduğumuz tarihe en yakın kim aşık oldu” gibi bir şey değil. Sadece her sevgilide yeni bir aşka mı başlıyorsunuz, yoksa aşkınız aynı da sadece başrol oyuncuları mı değişiyor bunu sorgulamanızı sağlamak istiyorum. Bir gün gelir, biriyle tanışırsınız ve “işte aradığım sevgili” dersiniz kendi kendinize veya zaten tanıdığınız birisidir bu şahıs, siz sadece [...]
“Yabancılaşma nedir” sorusunu cevaplamakla başlayalım konuya. Sosyolojik yanı ile ilgileneceğimiz “yabancılaşma” kelimesinin tanımını şu şekilde yapmamız mümkün: “Belli tarihî şartlarda insan ve toplum etkinlikleri ürünlerinin, bu etkinliklerden bağımsız ve bunlara egemen olan unsurların değişik biçimde kavranması”. Konuya geçmeden önce hemen “aşk”ın da sözlük tanımını yapalım: “Aşırı sevgi ve bağlılık duygusu”
Hayatın “tek mi çift mi” oynadığı zamanlarda inadına çift diye bağırırdım. “Tek” beni çok korkuturdu çünkü. Oysaki alışmıştım artık tek olmaya, çoklar arasında. “Yalnız insan” ne demektir? O an için etrafına baktığında kimseyi göremeyen mi, yoksa etrafında birileri olduğu halde onu başka şeyler düşünmekten alıkoyacak bir gücün olmaması mı? İşte yine yalnızım… Var olduğu halde [...]
Senden sonra… Nedir senden sonra? Alkolünde az miktarda kana rastlanması mı, ve sonucunda umut denilen düz çizgide doğru düzgün yürüyülememesi mi? Doğru da düzgün de seni bilirdim hayatımın en güzel yıllarında. Güzeldi çünkü bir çok duyguyu anlamlandırabildiğim bir yer vardı. Ah o gözlerin… Mavinin gökyüzünden sonra en çok yakıştığı yerdi gözlerin.